English
  • Türkiye Su Zengini mi?
  • Türkiye’de Su Kaynakları Yönetimi
  • Su Hakkı
  • Türkiye'nin Sınıraşan Su Politikası
  • Türkiye-AB İlişkilerinde Su
  • * Kavramlar

    * Doktrinler 

    * Sözleşmeler

    Buket Bahar Dıvrak: “Türkiye Nüfusu ve Sektörel Su Talepleri Hızla Artan Ülkelerden Bir Tanesidir.”
    Ahmet Mete Saatçi: “Türkiye Olarak Su Zengini Bir Ülke Değiliz. Bunun Yanında Ekonomik Kalkınma, Nüfus Artışı ve Artan Yaşam Standartlarının Bir Sonucu Olarak Tarım ve Enerji İçin Gittikçe Daha Fazla Suya İhtiyaç Duyuyoruz.”
    ORSAM Su Araştırmaları Programı ICID Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Gündoğdu ile ICID ve önemi, Türkiye’de sulama ve modern sulama teknikleriyle ilgili bir söyleşi gerçekleştirmiştir.
    Etiyopya Su Kaynakları Enstitüsü'nden Tesfay Alemseged ile Etiyopya’daki enerji ve su alanlarında izlenen politikaları, Büyük Rönesans Projesini ve bu proje kapsamında kıyıdaş ülkeler ile olan ilişkilerini ele aldık
    KKTC İçme Suyu Temin Projesi hakkında bilgi veren KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Su Genel Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, bu çalışmanın asrın projesi olacağını söyledi.
    ORSAM Su Araştırmaları Programı uzmanı Dr. Tuğba Evrim Maden, Marsilya’da Ankara Üniversitesi, Su Yönetimi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kodal ve Yrd. Doç. Dr. Gökşen Çapar ile konuştu.
    ORSAM Su Araştırmaları Programı, Nature Iraq'ta proje yöneticisi olan Anna Bachmann'la Nature Iraq'ın yürüttüğü çalışmalar ve Irak'ta ki su sorunu üzerine bir röportaj gerçekleştirdi.
    Doshisha ve Ryukoku Üniversitesi’nde ders veren Yrd. Doç.Dr.Aysun Uyar ile çevre sorunları ve çözümüne ilişkin projelere kaynak sağlayıp, ev sahipliği yapan RIHN ve su çalışmaları üzerine konuştuk.
    Jakob Granit, dünya üzerindeki hidroelektrik enerji ve gelecek dönemde artacağı öngörülen su sıkıntısının enerji kaynakları üzerindeki etkisi konularında değerlendirmede bulundu.
    M. Arif Demirer, acı suyun sulama, içme ve sanayi amacıyla kullanılabildiğini anlattı. Demirer, “Türkiye’nin acı su potansiyeli alternatif kaynak olabilir” dedi.
    Black Sea Box projesinin bölgesel yöneticisi Ceyda Alpay, bölgesel nitelikteki projenin başarısı nedeniyle küresel bir boyut kazandığını ve süresinin ve yayılımının genişletildiğini anlattı.
    Prof. Dr. Cumali Kınacı, su yönetiminde Türkiye’de en az yedi bakanlığın suyla ilgili görev ve yetkiye sahip olduğunu belirterek, bu yetkiler kullanılırken koordinasyon eksikliği içinde çalışıldığını söyledi.
    Dr. Betül Al-Mossavi, federatif yönetim yapısının ise gelecekte Irak’ın su kaynakları yönetimi için yeni sorunlara kaynaklık edebileceğini belirtti.
    İranlı su uzmanı Arash Azaranfar, İran’da su kaynakları yönetimi hakkında bilgi verdi.
    UNDP Küresel Program Yöneticisi Doç. Dr. Boğaçhan Benli, tüm Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da çok düşük bir su verimliliği olduğunu ve öncelikli olarak bu sorunun giderilmesi gerektiğini anlattı.
    “Eko-Lav” isimli bir evye tasarlayan Resmiye Körükçü, bir dairenin yılda en az 60 ton atık su biriktirebileceğini, böylelikle yer altı sularının korunabileceğini anlattı.
    Dışişleri Eski Bakanı Yaşar Yakış, Türkiye’nin, dünyaya sınıraşan sular kavramının izah edilmesi için daha fazla çaba harcaması gerektiğini söyledi.
    Hydra Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Özyol, Türkiye’de de su ve çevreye yönelik karar mekanizmalarına kadın katılımı son derece düşük olduğundan kadınlar kendi kaderleriyle ilgili kararları alamadığını belirtti.
    GİZ Türkiye Direktörü Dr. Gülay Yaşın, iklim değişikliğiyle mücadele, ekosistemi korumak ve su kaynaklarını muhafaza etmek için sulak alanların daha iyi korunması gerektiğini belirtti.
    Yrd. Doç. Dr. Elif Çolakoğlu, su hakkı kavramının gelişimini ve Türkiye’nin su hakkıyla ilgili uluslararası süreçlere yaklaşımını anlattı.
    Prof. Dr. Gonca Coşkun, tüm dünyada su kaynakları yönetiminde kadınların anahtar öneme sahip olduğunu ve Türkiye’de kadın-su ilişkisinin öneminin daha iyi anlaşılması için çaba gösterdiklerini anlattı.
    Prof. Dr. Ayşegül Tanık Türkiye’de entegre su kaynakları yönetiminin gelişimi, algılanışı ve AB Su Çerçeve Direktifi ile birlikte gelişimini anlattı.
    BM Ortak Program yetkilileri Atila Uras ve Alper Acar, Seyhan Havzası’ndaki iklim değişikliği çalışmasında sağlanan başarının diğer havzalara örnek teşkil edeceğini anlattı.
    DSİ Genel Müdür Yardımcısı AKİF Özkaldı, Türkiye’nin 5. Dünya Su Forumu’nda kazandığı prestiji, Mayıs ayında düzenlenecek 2. İstanbul Uluslararası Su Forumu’yla birlikte pekiştireceğini anlattı.
    Prof. Dr. Sencer İmer, Ortadoğu’da son olaylara farklı bir gözle bakabilmek gerektiğini söyledi. İmer, Libya ve Mısır’ın su projeleriyle İsrail bağlantısına dair ilginç noktalara dikkat çekti.
    İstanbul Uluslararası Su Forumu’nu değerlendiren DSİ Koordinatörü Hamza Özgüler, bu forumun Türkiye ve bölgesinin su alanındaki en önemli oluşumlarından biri olduğunu anlattı.
    Fırat-Dicle havzasında sınıraşan suların durumunu değerlendiren Doç. Dr. Ayşegül Kibaroğlu, Türkiye ve Suriye arasındaki artan işbirliğine dikkat çekti.
    Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, Türkiye’nin en kısa zamanda GAP’ı bitirip Ortadoğu’nun gıda pazarındaki payını artırması gerektiğini söyledi.
    Dursun Yıldız, Türkiye'nin sınıraşan sularını barış ve işbirliği için kullandığını ama artık daha fazlasını yapıp komşu ülkelere yol göstermesi gerektiğini söyledi.
    ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI SU YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRÜ PROF. DR. CUMALİ KINACI: “SU YÖNETİMİNDE KOORDİNASYON EKSİKLİĞİNİ GİDERMEYİ AMAÇLIYORUZ”

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Prof. Dr. Cumali Kınacı su yönetiminde Türkiye’de çok sayıda kurum ve kuruluşun suyla ilgili görev ve yetkiye sahip olduğunu belirterek, en az yedi bakanlığın bu konuda yetkisi bulunduğunu ve bu yetkiler kullanılırken herhangi bir koordinasyon içinde çalışılmadığını ifade etti. 6 Temmuz 2011 tarihinde kurulan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün bu alandaki eksikliği giderme amacıyla faaliyetine başladığını belirten Prof. Dr. Kınacı, henüz yeni bir kurum olarak çok sayıda kurum ve kuruluşu daha verimli şekilde bir araya getirmeye çalışıp, milli bir politika oluşturulmasını sağlamayı amaçladıklarını vurguladı. 
     
     
    ORSAM: Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?
     
    Cumali KINACI: İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 1980 yılında inşaat mühendisi olarak mezun oldum. 26 ocak 1981 tarihinden bu yana İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nde çalışmaktayım. Öğretim üyeliğine ek olarak söz konusu bölümde idareci olarak da görev yaptım. 22 Ekim 2010 tarihinden 11 Temmuz 2011 tarihine kadar Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü görevini yürüttüm. Su sektöründeki yeni yapılanma sürecinde 4 Temmuz 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 645 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 6 Temmuz 2011 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı bünyesinde Su Yönetimi Genel Müdürlüğü (SYGM) kuruldu. Bu Genel Müdürlüğün ilk personeliyim ve 14 Temmuz 2011’de Su Yönetimi Genel Müdürü ve ilk personeli olarak göreve başladım. Bir süre tek başıma görev yaptım.  Bu nedenle Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nü kendi çocuğum gibi görüyorum. Akademik kariyerimi Çevre Mühendisliği alanının su yönetimi, arıtma teknolojisi ve çevre ekonomisi konularında yaptım. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nü İTÜ’den izinli ve görevli olarak yürütüyorum.
     
    ORSAM: Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün kuruluş amacı nedir?
     
    Cumali KINACI: Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, adı üzerinde, suyun yönetimini sağlamak amacıyla kuruldu. Halihazırda Türkiye’de çok sayıda kurum ve kuruluş suyla ilgili görev ve yetkiye sahiptir. En az yedi bakanlığın bu konuda yetkisi bulunmaktadır ve bu yetkiyi kullanırken herhangi bir koordinasyon içinde çalışılmamaktadır. Yetki kullanımı sırasında çakışmalar ve iç içe geçmeler yaşanmaktadır. Zamanında belli ihtiyaçlara göre bir takım görev ve yetkiler değişik kurumlara verilmiştir. Daha sonra su yönetiminin bir genel müdürlük olarak kurulma ihtiyacı hissedilmiştir. Aynı şekilde AB Su Çerçeve Direktifi’nin temel taleplerinden birisi de yatırımcı kuruluşlardan ayrı bir yapılanma olarak Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıdır. Mevcut durumda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) yatırıma yönelik olarak yapılanmıştır ve yatırıma yönelik olduğu için aynı zamanda bir taraftır. Su,  içme-kullanma,  sulama, enerji üretimi, endüstri, doğal hayatın sürdürülmesi, ulaştırma, su ürünlerinin yetiştirilmesi, dinlenme, turizm amaçlı olarak kullanılabilir. Bu kullanıcıların her biri ayrı bir taraftır. Zira bir su kaynağı DSİ açısından bakıldığında farklı bir öncelik, başka bir kurum/kuruluş açısından bakıldığında farklı bir öncelik ve bir vatandaş açısından bakıldığında farklı bir öncelik taşıyabilir. Bu amaçların tümünü birlikte değerlendirecek, genel esasları ortaya koyacak, koordinasyonu sağlayacak, mevzuat geliştirecek, standart ve kriter belirleyecek bir kuruma ihtiyaç bulunmaktadır. Şu ana kadar kurum/kuruluşlar münferit projeler bazında çalışmışlardır. Örneğin, DSİ tarafından bir baraj inşa edilmiş ve sadece bu baraj havzasının yönetimiyle ilgili konular üzerinde çalışılmıştır. Halbuki bu çalışmanın nehir havzası bazında bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Sakarya Havzası’nı düşünecek olursanız, havza Ankara ve Kütahya’dan başlayıp Adapazarı, Eskişehir, Bilecik hatta Bursa’nın bir kısmını içine alan bir bölgeyi kapsamaktadır. Ankara’nın içinden geçen Ankara Çayı Sakarya Nehri vasıtasıyla Adapazarı’ndan Karadeniz’e dökülmektedir. Bu havzada herkes suyu farklı amaçlarla kullanmaktadır. Bir kısmı içme kullanma, sulama, sanayi su ihtiyacı gibi maksatlarla nehirden su çekerek bir taraftan mansaba giden su miktarını azaltmakta, diğer taraftan ise kirli atıksularını Sakarya Nehri’ne boşaltarak havzanın aşağı tarafındakilerin suyu kullanımını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle havzanın bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yönetiminin bir bütün olarak sağlanması gerekmektedir. Tüm bu amaçlar doğrultusunda Su Yönetimi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
     
    ORSAM: Su Yönetimi Genel Müdürlüğü hangi kurumlarla işbirliği halindedir?
     
    Cumali KINACI: SYGM, başta Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, İller Bankası A. Ş., Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, belediyelerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı (sınır aşan sular konusunda), Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluşla işbirliği halinde çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Ayrıca Su Enstitüsü ve ORSAM gibi kurum ve kuruluşlar da işbirliği halinde olduğu kuruluşlar arasındadır.  
     
    ORSAM: Türkiye’nin su yönetimine dair uzun yıllara dayanan bir tecrübesi var. Peki, şu an tüm havzalarımızın tarımsal, evsel ve endüstriyel kullanımına ilişkin planlar açısından ne durumdayız?
     
    Cumali KINACI: Türkiye’nin havza yönetimi konusunda uzun süreli bir tecrübesi olduğunu söylemek zordur. Havza bazında su yönetimi Türkiye’nin gündemine son on senedir girmiş bulunmaktadır. Halihazırda “Havza Koruma Eylem Planları” hazırlanmaktadır. Türkiye’de 25 havza bulunmaktadır. Bu 25 havzadan 11 tanesinin havza koruma eylem planı hazırlanmıştır. Kalan 14 tane havzanın koruma eylem planları ise 7 Aralık 2011 tarihinde Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi’ne (TÜBİTAK-MAM’a) ihale edilmiştir. Söz konusu planlar en geç 2013 yılının Aralık ayı içerisinde tamamlanacaktır. Bundan sonraki aşama Havza Koruma Eylem Planları’nın uygulanmasıdır. Müteakiben 2013 yılından başlamak üzere havza koruma eylem planı bitmiş olan havzalar için Havza Yönetim Planları’nın hazırlanmasına başlanacaktır.
     
    Havza Yönetim Planları da hazırlandığı zaman havzaların bir bütün olarak düşünüldüğü ve yönetildiği yeni bir yapılanma başlamış olacak. Bu durum, hem İçişleri Bakanlığı hem de diğer Genel Müdürlükler ve kurumlar açısından radikal ve köklü değişiklikler gerektirmektedir. Hem Ankara’da Merkez Teşkilat hem de havzalarda uzantıları kurulacaktır. Örneğin, Kızılırmak Havza Teşkilatı oluşturulacaktır. Ama suyu kullananlar da dahil olmak üzere birçok paydaş bu teşkilatın yönetiminde söz sahibi olacaktır. Şu anda konu olgunlaşmadığı için çok fazla detay veremiyorum. Üzerinde çok tartışılması ve köklü yasal değişiklikler yapılması gerekiyor. Bu konudaki hazırlıklara önümüzdeki yıllarda başlanacaktır.
     
    ORSAM: Peki, şu an SYGM tarafından ne gibi projeler yürütülüyor?
     
    Cumali KINACI: Daha öncede belirttiğim gibi SYGM sıfırdan kurulan ve henüz altı aylık bir geçmişi olan bir birimdir. Birçok farklı genel müdürlükten personel transfer edilerek idari yapı oluşturulmuş, diğer taraftan yeni mezun elemanlar alınarak yapacakları işler konusunda eğitilmeye başlanılmıştır. SYGM başka bir kurum veya kuruluşun bölünmesiyle oluşturulmuş bir yapı değildir. Görevlerinin büyük çoğunluğu ilk defa tanımlanmış olup bürokrasi için de yeni konulardır. Özetle görevlerimizin büyük çoğunluğu ilk defa yapılacaktır. Diğer taraftan teşkilatlanma çalışmalarımız da devam etmektedir.  Bu nedenle de faaliyetlerimize yeni yeni başladığımızı söylemek mümkündür.
     
    Şu anda tüm havzalar için havza koruma eylem planlarını tamamlamaya çalışıyoruz. İçme suyu havzalarının korunması için özel hüküm belirleme çalışmaları devam etmektedir. İçme suyu elde edilen bir baraj gölünü düşünün. O baraj gölünde, tüm Türkiye’de uygulanan yönetmeliği uygulamak su kalitesi ve su miktarı açısından sıkıntılar doğurabiliyor. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü suyun sadece miktar olarak değil kalite olarak da değerlendirilmesi gerektiğinin farkındadır. Bu yıl Eğridir Gölü, Porsuk Baraj Gölü ve Atatürk Baraj Gölü’nde özel hüküm belirleme çalışmaları tamamlanmış olup, mevcut durumda toplam 13 tane içme suyu özel hüküm belirleme çalışması bitirilmiştir. Yaklaşık 30 tane içme suyu havzası için özel hüküm belirleme çalışmalarına önümüzdeki dönemde başlanacaktır. TÜBİTAK-MAM ile 7 Aralık 2011 tarihinde imzalanan protokol ile de Beyşehir Gölü ve Karacaören Baraj Gölü’nün özel hüküm belirleme çalışmaları başlatılmıştır.
     
    Bu faaliyetlere ek olarak suyun verimli kullanımıyla ilgili çalışmalarımız da yürütülmektedir. Atıksuların yeniden kullanımına önem veriyoruz. Mesela evsel atıksuların sulamada tekrar kullanılabilirliği konusunda çalışmaları başlattık. İlk olarak Hollanda Hükümeti’nden 750.000 Euro’luk bir fon temin ederek Akarçay Kapalı Havzası’ndaki evsel atık suların sulamada kullanılabilirliğiyle ilgili bir proje başlatıyoruz. Ayrıca büyük turistlik tesislerden başlamak üzere iki şebeke kurulması ve arıtılmış suyun tekrar tuvaletlerde kullanılması, içme ve kullanma suları için ayrı şebekeler tesis edilmesine yönelik bir projemiz mevcuttur.
     
    Türkiye’de hangi ilde ne kadar su kaçağının olduğu ve bu kaçakların nasıl kontrol altına alınabileceği hususları çok önemlidir. Bu amaçla, su kaçaklarıyla ilgili envanter çalışmasını başlattık. Aynı zamanda kişi, ürün, kurum, kuruluş, yerleşim birimi, ülke gibi birimler başına düşen su anlamına gelen su ayak izi çalışmasına başlıyoruz. Su ayak izi, içtiğimiz suyun miktarından giyinme ve yemek gibi ihtiyaçlarımıza harcanan su miktarları dahil olmak üzere kullanılan tüm suları kapsamaktadır. Kişinin, ülkenin ve ürünlerin su ayak izini belirleme çalışmasına da başlıyoruz.
     
    Bunun dışında su hukuku konusuyla ilgili çalışmalarımız devam etmektedir. Türkiye’de su mevzuatını çok iyi bilen mühendislerimiz bulunmakla birlikte, ulusal ve uluslararası su hukuku konusunda yetişmiş hukukçu kapasitemizin daha fazla artması gerekmektedir. Bu konuda çalışmalar yürütecek, faaliyetleri izleyip denetleyecek, dünyadaki gelişmeleri takip edecek bir yapılanma oluşturuyoruz. Su hukuku konusunda uzman bir grup kurmaya ve onları bu konuda yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunun dışında sınıraşan sularla ilgili ayrı bir yapılanma oluşturduk ve faaliyetlere başladık. Politikalar geliştirmek, bu konuyla ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak, teknik altyapıyı oluşturmak istiyoruz. Bu konuda farklı sivil toplum kuruluşları ve resmi kurumlar çalışmaktadır. Bu kurumlar arasında koordinasyonu sağlayabilecek, onlarla iletişim halinde olup ülke politikasının gelişmesine katkı sağlayacak şekilde yorumlayacak bir yapılanmayı hedefliyoruz. Ayrıca, hem uluslararası ilişkileri takip edecek hem de su politikası geliştirecek bir yapılanma da oluşturulmuş olup,  bu birimler de faaliyetlerine başlamışlardır. Takdir edersiniz ki bunlar zor ve iddialı konulardır. Şu anda Türkiye’de gerek sivil toplum kuruluşları gerekse kamu kuruluşları birbirinden habersiz ve koordinasyonsuz çalışmalar yürütmektedirler. Bizim amacımız bu çalışmaları bir araya getirerek ulusal bir su politikası oluşumuna katkı sağlamaktır.
     
    Diğer bir amacımız su kalitesinin izlenmesidir. Türkiye’de çok sayıda kurum ve kuruluş kendi amaçları doğrultusunda su kalitesini izlemeye çalışıyor. Ancak, bu faaliyetler zaman zaman birbiriyle çakışıyor. Kirlilik, hidrolojik ve hidromorfolojik parametrelerinin hangilerinin hangi istasyonlarda kim tarafından ölçüleceğinin kararlaştırılması için merkezi bir yapıya ihtiyacımız bulunmaktadır. Birlikte faaliyet göstererek ölçme maliyetlerinin azaltılmasını ve daha verimli kullanılabilecek verilere ulaşılmasını hedeflemekteyiz. Bu verileri elde ettikten sonra bir su bilgi sisteminin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Her kurumda farklı bilgiler var ve bu bilgiler her kurumun kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor ve kurumlar bu verileri paylaşmayı arzu etmiyor. Genel Müdürlüğümüzün kuruluş kanununa göre tüm kurum ve kuruluşlar bu bilgileri talebimiz durumunda vermekle mükelleftirler. Biz bu bilgileri toparlayacağız ve stratejik bilgiler hariç diğerlerini talep edenlere sunacağız. Yani bir envanter çalışması yapmamız, ham ve işlenmiş bilgileri toparlayıp veri tabanına dönüştürmemiz gerekiyor. Bu veriler üzerinde hidrolojik ve istatistiksel değerlendirmeler yapılmalıdır. Hidrolojik modeller kurulması sağlanmalı ve mevcut modellerin bizim havzalara uygulanabilirliği araştırılmalıdır. İstatistik ve hidroloji konularında yeni bir yapılanma talebimiz oldu ve bu talebimiz Sayın Bakanımız tarafından onaylandı.
     
    Esas problemlerimizden birisi su tahsisidir. Münferit su tahsisleri halihazırda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Örneğin yeraltısuyunu ele alırsak, bireyler kişisel olarak “Ben burada kuyu açabilir miyim?” diye başvuruda bulunuyor. DSİ o başvuruyu değerlendirip kabul veya reddediyor. Bu başvurular havza bazında bir bütün olarak değerlendirilemediği için yeratı suları aşırı olarak kullanılmakta ve su seviyesi hızlı bir şekilde düşebilmektedir. Bu ve benzeri sebeplerle suyun havza bazında sektörel olarak tahsisi büyük önem kazanmaktadır. Bir su havzasında su hangi esaslar çerçevesinde ne oranda içme suyu, ne oranda sulama suyu ne oranda enerji üretimi ne oranda doğal hayatın korunması için kullanılacak bilinmiyor. Bununla ilgili yeni bir yapılanma başlattık, ancak bu faaliyetin yürütülmesi oldukça çok zor. Çünkü her havza için bu değerlendirmenin ayrı ayrı yapılması gerekiyor. Şu anda alt yapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Örneğin “Kızılırmak hangi oranda hangi maksatla kullanılacak” sorusunun cevabı oldukça zor verilebilir, çünkü uzun yıllar o havzada çalışmayı gerektiriyor. Bu hususla ilgili Su Kanunu’na da bir hüküm konulacak. Bildiğiniz üzere, Su Kanunu 1926 yılında çıkarılmıştır ve o dönemdeki ihtiyaçlar çerçevesinde hazırlanmıştır. O zaman öncelikli olan hususlar içme ve kullanma suyuydu. Şimdi ihtiyaçlar çeşitlendi ve talepler arttı. Başlangıçta suyun kalitesi esas alınmadan miktar hesaplanıyordu. Şimdi hem miktar hem de kalite anlamında Su Kanunu’nun yenilenmesi gerekiyor. Bu konuda çalışmalara devam ediyoruz. Biz SYGM olarak mevzuat geliştirme konusunda koordinasyon görevini de üstlenmiş bulunmaktayız. Şu anda 10’dan fazla yönetmeliğin revizyonuyla uğraşıyoruz. Ayrıca çok sayıda yeni yönetmelik üzerinde çalışıyoruz. Özetle SYGM’nin önemli görevlerinden birisi de su mevzuatının geliştirilmesini sağlamaktır.
     
    Genel Müdürlüğümüz için önemli konulardan bir diğeri de suyun taşkın olması ya da kuraklık olması durumundaki yönetimi. Bununla ilgili yeni bir yapılanma oluşturduk. İlk olarak Karadeniz Bölgesi’ndeki bir havzada uygulama yapacağız. Bu kapsamda, değişik iklim şartlarında ve farklı yağış sürelerinde ölçümler yapılacak. Örneğin, 10 dakika içinde 50 kilogram yağış olması halinde farklı kesitlerden ne kadar su geçecek? Süreleri ve yağış miktarlarını değiştirerek çalışmalarımızı yapacağız. Bu sayede, o havza için risk haritaları hazırlayacağız ve bu haritalar sayesinde alınabilecek tedbirleri belirleyeceğiz. Tedbirlerin alınmaması halinde oluşabilecek zarar haritaları hazırlayacağız. Taşkının tam tersi durum olan kurak dönemle ilgi olarak da faaliyetlerimiz gerçekleştirilecektir. Mesela Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde kurak dönemlerle ilgili çalışan bir çalışma grubu yer almaktadır. Ancak, anılan grup sadece sulama açısından konuyu ele almaktadır. Şu ana kadar belirlendiğine göre suyun 12 farklı sektörel kullanım amacı bulunmaktadır. Bu konu ile ilgili çalışacak olan birimimiz de kurulmak üzere olup bütün sektörel su kullanımlarını dikkate alacak kurak dönem su yönetim planlarının hazırlanmasına başlanacaktır.
     
    İlaveten, su kalitesinin geliştirilmesi de yine Genel Müdürlüğümüzün görev, yetki ve sorumluluğu altında yer almaktadır. İçme suyu havzalarında kullanım amaçlarına göre her bir su kaynağı için su kalitesinin hangi seviyede olması gerekir? Su kalitesinin yönetmeliklere göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, halihazırda içme sularında bulunan eser tehlikeli maddeler belirlenecek, bunlardan hangilerinin hangi metotla ve hangi aralıklarla izleneceğine karar verilecek, bu konuda bir yönetmelik hazırlanacaktır. Bu konuda yeni bir  proje çalışmasına başlanılmıştır.
     
    ORSAM: Kurumunuzun yurtdışıyla olan ilişkileri ne durumdadır?
     
    Cumali KINACI: Genel Müdürlüğümüzün kurulmasının temel amaçlarından birisi de uluslararası ilişkilerin takip edilmesidir. Türkiye’nin su politikasının oluşturulması, bu politikaya uygun bir iç politikanın izlenmesi, dışarıdaki gelişmelerin takip edilmesi ve ilgili kurum ve kuruluşlara aktarılması gerekmektedir. Bu ifadelerimden “Türkiye’de sadece biz varız, başka kuruma ihtiyaç yoktur” anlaşılmasın. Biz sadece çok sayıda kurum ve kuruluşu daha verimli şekilde bir araya getirmeye çalışıp milli bir politika oluşturulmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Mesela Dışişleri Bakanlığı’yla sürekli işbirliği içindeyiz. Söz konusu Bakanlığa teknik olarak destek vermekte ve uluslararası ilişkiler açısından nasıl davranmamız gerektiği konusunda görüşler almaktayız. Uluslararası kurum ve kuruluşlarla, teknik konularda işbirliği yapabilmek için ulusal kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde, çalışmalara başlamış bulunmaktayız. Ayrıca su hukuku ve politikası konularında uluslararası gelişmelerin izlenmesine de başlanılmış bulunulmaktadır. Sonraki dönemlerde bu gelişmeler raporlanarak ilgili mercilere sunulacaktır.
     
    ORSAM: Eklemek istediğiniz bir konu var mı?
     
    Cumali KINACI: Genel Müdürlüğümüzün mevcut durumunu, görevlerini, yapacaklarını çok hızlı bir şekilde anlatmaya çalıştım. Belki atladığım temel noktalar da olmuş olabilir. Yeni bir genel müdürlüğün kurulması ile toplum tarafından görev ve yetkilerin ne olduğunun anlaşılması zaman alabilir. Genel Müdürlüğümüzün verimli olabilmesi için diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte çalışmaya ihtiyacımız bulunmaktadır. Kurumumuzu tanıtmakta her zaman yeterli olamayabiliriz. Bu anlamda, ORSAM gibi kuruluşların desteği bizim için önemlidir. Türkiye’nin milli su politikasının ne olması gerektiği ve farklı kurumların nasıl bir araya geleceği konusunda çalışmalar yapılması gerekiyor. Yabancı ülkelerde birçok saygın düşünce kuruluşu var. Bizim ülkemizin de benzer düşünce kuruluşlarına ihtiyacı var. Bu bakımdan ORSAM ve benzeri kuruluşların kurulması çok önemlidir. Birçok alternatifi değerlendirmek, farklı görüşler üretmek ve bu görüşleri resmi kurumlara aktarmak sivil toplum kuruluşlarının görevidir. Kamunun da onlara destek vermesi gerekiyor. Kamu kurum/kuruluşları ile ORSAM gibi sivil toplum kuruluşlarının fikir alışverişinde bulunması büyük önem taşımaktadır.
     
    Son olarak bir hususu daha eklemek istiyorum. Daha önce de belirttiğim üzere Genel Müdürlüğümüz yeni kurulmuş ve sıfırdan örgütlenmeye çalışan bir kurumdur. Görevlerinin önemli bir kısmı kamuoyu ve bürokrasi için oldukça yenidir ve bu konuların bazılarında yetişmiş insan gücü bulmak mümkün olamamaktadır. Mesela havza bazında sektörel su tahsisi böyledir. Genel Müdürlüğümüzün yetişmiş elemanlarla yapılanmasını ve altyapısını tamamlaması zaman alabilecektir. Bu konularda anlayış, sabır ve diğer kurum/kuruluşlarla işbirliği çalışanların iş verimi ve motivasyonu açısından büyük önem taşımaktadır. İnanıyorum ki Genel Müdürlüğümüzün yaptıkları, yapacakları ve ülkemiz açısından önemi 2 – 3 yıl gibi kısa bir zaman dilimi içinde çok daha iyi görülecek ve anlaşılacaktır.
     
    ORSAM: Vakit ayırıp sorularımızı cevapladığınız için çok teşekkür ederiz.
     
     
    * Bu röportaj ORSAM Su Araştırmaları Uzmanı Dr. Seyfi Kılıç tarafından 8 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.
    Metnin Tamamı   
       
       
     21 ARALIK 2011  
         
    03 November -09 November 2014 (Issue 205)
    ORSAM Rapor No: 154
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 19
    Mayıs 2013
    Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi Kapsamında Sınıraşan Sular
    (Tr)
    ORSAM Rapor No: 145
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 18
    Ocak 2013
    ORSAM Su Söyleşileri 2012
    (Tr - Eng)
    ORSAM Rapor No: 144
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 17
    Ocak 2013
    ORSAM Su Söyleşileri 2011
    (Tr - Eng)
    ORSAM Rapor No: 126
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 16
    Temmuz 2012
    Yeni Çerçeve Su Kanunu’na Doğru:
    Su Kanunu Taslağı Üzerine Notlar

    (Tr)
    ORSAM Rapor No: 122
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 15
    IRAK'TA SU KAYNAKLARI YÖNETİMİ
     
    (Tr-Eng)
     
    ORSAM Rapor No: 116
     ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 14
     
    “FAYDA PAYLAŞIMI” KAVRAMI, TEORİK ALTYAPISI VE PRATİK YANSIMALARI
     
    (Tr-Eng)
     
    ORSAM Rapor No:110
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No:13

    İRAN’DA SU KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ


    (TR)
    ORSAM Rapor No: 104
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 12

    SINIRAŞAN AKİFERLER HUKUKU TASLAK
    MADDELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME


    (TR-ENG)
    ORSAM Rapor No: 101
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 11


    EMNİYETLİ İÇME SUYU VE SANİTASYON HAKKI

    (TR)
     
    ORSAM Report 93
    ORSAM Water Research
    Programme Report 10:

    TURKEY AND WFD HARMONIZATION:
    A SILENT, BUT SIGNIFICANT PROCESS

    (Eng)
    ORSAM Rapor No: 84
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 9

    SOMALİ’NİN AÇLIK FELAKETİ: “SİYASİ KURAKLIK” MI YOKSA DOĞAL AFET Mİ ?


    (TR-ENG)
    ORSAM Rapor No: 78
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 8

    TÜRKİYE’DE VE İSRAİL’DE YAPAY SULAK ALANLAR İLE ATIKSU ARITIMI VE ATIKSUYUN SULAMA AMAÇLI OLARAK TEKRAR KULLANIMI


    (TR)
    ORSAM Rapor No: 63 
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 7

    GÖRÜNMEZ STRATEJİK KAYNAK: SINIRAŞAN YERALTI SULARI


    (TR)
    ORSAM Rapor No 60 
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No 6:

    MEKONG NEHRİ SULARI ÜZERİNDE İŞBİRLİĞİ VE İHTİLAF


    (TR-ENG)

    ORSAM Rapor No: 47
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor No: 5


    TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ:
    SINIRAŞAN SULARDA ÖRNEK
    İŞBİRLİĞİ OLARAK ASİ DOSTLUK BARAJI

    (TR)

    ORSAM Rapor No: 44
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor: 4


    MERİÇ NEHRİ HAVZASI SU YÖNETİMİ’NDE “ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ” ZORUNLULUĞU
    ( TR )

    ORSAM Rapor No: 42
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor: 3


    NİL NEHRİ HAVZASININ HİDROPOLİTİK TARİHİ VE SON GELİŞMELER
    ( TR )

    ORSAM Rapor No: 40
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor: 2


    İKLİM DEĞİŞİMİNİN GÜVENLİK BOYUTU VE ORTADOĞU’YA ETKİLERİ

    ( TR )

    ORSAM Rapor No: 36
    ORSAM Su Araştırmaları Programı Rapor: 1


    EU’S WATER FRAMEWORK DIRECTIVE IMPLEMENTATION IN TURKEY: THE DRAFT NATIONAL IMPLEMENTATION PLAN
    ( ENG )

    Suriye
    İran
    Irak
    Ermenistan
    Gürcistan
    Yunanistan
    Bulgaristan
    Azerbaycan
    KKTC
    Ana Sayfa    |    Üyelik    |    İletişim    |    Türkiye'de Su    |    Dünyada Su    |    Rss