BÜYÜKELÇİ EROL: ”OMAN İLE BÖLGESEL SORUNLARA BAKIŞIMIZ PARALEL”
Türkiye’nin Ortadoğu’daki proaktif siyasetinin yansımaları bu sefer Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 12-14 Nisan 2010 tarihlerindeki Oman ziyaretinde görüldü. Ziyarete katılan heyette yer alan ORSAM Danışmanı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Veysel Ayhan ile ORSAM Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan, bu ülkedeki Türkiye algılamasını yerinde inceleme fırsatı buldu. Arkadaşlarımız Oman’daki ziyaret sırasında Türkiye'nin Maskat Büyükelçisi Mehmet Hayri Erol ile de görüşme imkanı buldu. Erol, Türkiye-Oman ilişkileri ve iki ülkenin Ortadoğu bölgesine bakışı konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Sayın Büyükelçi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Oman’a gerçekleştirdiği son ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Zaten iyi olan Türkiye-Oman ilişkileri bu ziyaretle daha da pekişmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti Omanlılar tarafından oldukça önemsenmiştir. Cumhurbaşkanımızın ziyareti esnasında bölgesel sorunlar, İran, Irak gibi konular ele alınmıştır. Ancak bununla birlikte ziyaretin esas önemli boyutunu ekonomi oluşturmaktadır. Ticari alandaki ilişkiler 2001 yılında bir Türk firmasının Oman’da ilk ihaleyi almasıyla başlamıştır diyebiliriz. Aradan geçen on yıl içerisinde farklı alanlarda ciddi projeler yürüten 18 farklı Türk firması Oman’a gelmiştir. Türk firmaları yol inşasından havaalanı yapımına kadar Sultan Kabûs tarafından başlatılan kalkınma projelerinde önemli başarılara imza atmışlardır. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız da Türk şirketlerinin dünya çapında büyük tecrübeye sahip olduğunun altını çizerek Oman’ın kalkınmasında Türk şirketlerine daha fazla pay verilmesini gündeme getirmiştir. Nitekim son imzalanan anlaşmalardan da anlaşıldığı üzere Sultan Kabûs başta olmak üzere Omanlı yetkililer Türk şirketlerinin buradaki faaliyetlerinden ve yürüttüğü projelerden memnun kalmışlardır. Ekim 2009’da Oman Büyükelçiliği görevine atanmama karşın, kısa sürede içerisinde Omanlıların Türk şirketleriyle birçok alanda işbirliği yapma arzusuna tanık olmam beni mutlu etti.
Sayın Büyükelçim Maskat'taki görev süreniz henüz kısa olmasına rağmen Oman ve Omanlılar hakkındaki gözlemlerinizi bizlerle paylaşabilir misiniz?
Omanlıların sıcak ilgisi, misafirperverliği ve Türkiye’ye olan sevgileri açıkçası burada yabancılık çekmemi engelledi. Oman halkı oldukça cana yakın olmanın ötesinde bize her konuda yardımcı olmak için büyük bir iyi niyet gösteriyor. Özellikle Türk dizilerinin Oman’da da etkili olduğunu gördüm. Eskiden Asya’ya doğru yapılan turistik seyahatler, dizilerin ardından artık Türkiye yapılmaya başlandı. Oman halkı oldukça barışçıl bir yapıya sahip. Örneğin yabancı ülke vatandaşları Oman sokaklarında hiçbir şekilde rahatsız edilmezler.
Bölgesel konularda Türkiye-Oman arasında nasıl bir işbirliği geliştirilebilir?
Bildiğiniz gibi Oman, Körfez İşbirliği Konseyi’nin önemli üyelerinden birisidir. Özellikle Konsey’in son toplantısının İstanbul’da gerçekleştirilmiş olmasında Oman’ın önemli rolü olmuştur. Stratejik diyalog çerçevesinde İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıda Türkiye ile Konsey üyesi ülkeleri arasında siyasi, ekonomik, güvenlik ve toplumsal alanlarında işbirliğinin geliştirilmesine dönük kararlar alınmıştı. Açıkçası Oman Türkiye’yle Konsey arasında stratejik işbirliği sürecinin geliştirilmesi için yoğun çaba harcayan ülkelerin başında gelmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye ile Oman’ın bölgesel konulara bakışı arasında büyük paralellik bulunmaktadır. Sultan Kabûs dış politikasına baktığınızda ne komşularıyla ne de diğer bölge ülkeleriyle hiçbir sorun yaşamak istemediğini anlarsınız. En son Yemenle olan sorunlarını da diplomasi yoluyla çözmüştür. Herhangi bir sınır sorunu bulunmadığı gibi diğer ülkelerin iç işlerine de müdahale etmemektedir. Sultan Kabûs geçmişe bakmak yerine geleceği nasıl kurarız politikası izlemektedir. Türkiye ile Ortadoğu’daki istikrarı ve barışı tesis etme noktasında paralel bir bakış açısına sahip oldukları görülmektedir.
Uluslararası sistemde İsrail ile ilişkili konularda Türkiye ve Oman’ın yaklaşımı için neler söylenebilir?
İki ülke de aslında bölgesel sorunların çözümünde barışçıl çabaları desteklemektedir. Özellikle Oman, İsrail konusunda diğer Arap ülkelerinden farklı bir bakışa sahiptir ve farklı bir dış politika izlemektedir. Oman, Arap-İsrail sorununun çözümünde İsrail’e karşı diyalog kapısının açık tutulmasına yönelik bir anlayışa sahiptir ve bu yönde birçok girişimde bulunmaktadır. Ancak son zamanlarda Netanyahu Hükümeti ile beraber İsrail’in bölgede izlemiş olduğu politikalar Oman’da rahatsızlığa yol açmıştır. Diğer yandan Arap-İsrail sorununun çözümünde Türkiye’nin Arap inisiyatifini desteklediğini baştan itibaren açıklamıştır. Filistin topraklarında 1967 Savaşı öncesi sınırları kabul eden bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını talep eden Arap inisiyatifi Oman tarafından da desteklenmekte ve sürekli bir şekilde dile getirilmektedir. Dolayısıyla Filistin sorununun çözümünde her iki ülkenin de ortak bir bakışa sahip olduğu görülmektedir.
Son olarak İran krizi hakkında Oman ile Türkiye’nin politikaları arasında bir benzerlik veya farklılık bulunmakta mıdır?
İran Oman’ın bir anlamda sınır komşusu sayılmaktadır. Oman İran’a karşı askeri bir harekata karşı olduğunu sürekli bir şekilde açıklamaktadır. Özellikle Irak Savaşı sonrası Oman bölgede yeni bir savaş daha istememektedir. Türkiye de Oman gibi İran’la var olan sorunların diplomatik yöntemlerle çözülmesini savunmaktadır. Her iki ülkenin İran’la ilişkilerini geliştirerek sürdürme niyetinde oldukları görülmektedir. Açık bir şekilde ne Türkiye ne de Oman tarafı bölgede yeni bir savaş istememektedir. Bu yüzden sorunların sürekli bir şekilde diyalog ve görüşmeler yoluyla çözülmesi politikasına öncelik verilmesini savunmaktadır.
Sayın Büyükelçi, değerli bilgilerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz.