BASIL EL GUREYRİ: "ÇÖZÜM OLARAK, TIPKI TÜRKİYE’DE ANKARA’NIN SİYASİ BAŞKENT, İSTANBUL’UN EKONOMİK BAŞKENT OLMASI GİBİ KERKÜK’ÜN DE IRAK’IN EKONOMİK BAŞKENT YAPILMASI OLABİLİR."
Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, ORSAM ve Irak Kültür Elçiliği işbirliğiyle düzenlenen "Türkiye ve Irak İlişkileri Tarihi ve Geleceğe Yönelik Açılımlar" konulu uluslararası sempozyumda "Türkiye-Irak İlişkilerinin Geleceği: Dostluk ve İşbirliği" üzerine bir konuşma yapan Irak Stratejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Basıl El Gureyri, kendisiyle 10 Haziran 2009 tarihinde ORSAM Ortadoğu Uzmanı Bilgay Duman tarafından yapılan röportajda, Mart 2010 Irak Parlamento seçimleri ve Türkiye-Irak İlişkilerine değindi.
ORSAM: Bize öncelikle Irak Stratejik Araştırma Merkezi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Irak Stratejik Araştırmalar Merkezi 2006 yılında kurulmuştur. Irak üzerine stratejik araştırmalar yapıyor. Birçok sempozyum yapmış bulunuyoruz. Bunların çoğunluğu Arap ülkelerinde ve dünyada uydu kanalları vasıtasıyla yayınlanmıştır. El Cezire, El Arabiya gibi Arap kanalları, Irak kanallarının neredeyse tamamı ve Reuters, France Press, CNN gibi uluslararası kanallar vasıtasıyla yapılmıştır. Sadece Irak üzerine çalışıyoruz. Mesela yapılan her seçim için sempozyum ve toplantılar yaptık. Kerkük konusunda çok araştırmalar yaptık. “Türkiye-Irak İlişkileri: Tarihi ve Geleceğe Yönelik Açılımlar” başlıklı uluslararası sempozyumun konusu üzerinde çok araştırdık. Konuklarımız genellikle akademisyenler ve meclisten gelen milletvekilleri oluyor. Tarafsız olarak herkes ile aynı mesafede duruyoruz. Irak’taki gruplar arasında, anlaşamayanlar arasında bir diyalog merkezi olmaya çalışıyoruz. Birleştirmeye, fikirleri yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Onun yanında akademik yönümüzü de ortaya koyuyoruz. “Irak’ın Durumu” isimli 3 ayda bir çıkan bir dergimiz var. Ayrıca ayda 4 tane daha yayınımız çıkıyor. Teknik araştırmalar ve siyasi terimlerin üzerine çalışmalarımız oluyor. Seçim sayımı üzerine de anket sonuçları çıkarıyoruz. Son seçimlerde çok beğenildik ve çok iyi işler yaptık, özellikle El Cezire kanalı bizi çok övdü, benimle bu konuda bir röportaj yaptı, yani Arap dünyasında da çok başarılı buldular bizi. İleriye yönelik tahminlerimizin neredeyse hepsi tuttu. Mesela Kürtlerin ne kadar alacağını, El Irakiye’nin kazanıp kazanamayacağı konusunda, seçime katılım konusunda yapmış olduğumuz çalışmalar çok başarılı oldu.
ORSAM: Peki seçim sonuçlarına gelmişken, seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Aslında bunu değerlendirmek biraz zor, çünkü parlamento İngiliz Parlamentosu gibi çok karışık bir hal aldı. Hiç kimse fazla çoğunluk kazanamadığı için durum şu an çok karışık. Dolayısıyla hükümet kesinlikle koalisyon hükümeti olacak. Bugün 67. maddenin yorumu, hükümetinin kurulmasının önünde bir engel gibi duruyor. Kazanan taraflar acaba seçimlerde en yüksek oyu alanlar mı, olacak yoksa parlamentoda koalisyon kurup çoğunluğu sağlayan gruplar mı olacak bu merak konusu. İki kitle; Ulusal Irak İttifakı ile Kanun İttifakı’nın yorumlarına göre; iki kitle birleşerek parlamento içinde olan çoğunluğu sağlarsa iktidar olabilir. El Irakiye ise bu seçimlerde en çok oyu biz aldık, dolayısıyla hükümet kurmak bizim hakkımız diyor. Bu durumdan faydalanan sadece tek taraf Kürtlerdir. Çünkü Kürtler kendisini terazinin ortası gibi görüyor. Terazinin dengesini kendisinin belirleyeceğini hissediyor. Dolayısıyla bu durumu kullanarak Kürtler çok daha fazla kâr elde etmeye çalışıyorlar. Koalisyonların Kerkük konusunda Kürtlere bazı konularda taviz vermelerinden korkuyoruz. Biliyorsunuz ki, Kürtler kazanabildiklerinin en fazlasını kazanmak istiyorlar ki, zamanı geldiğinde Kürt devletini kurabilsinler. Ama kendileri diyorlar ki, biz böyle bir şey yapmak istemiyoruz ve gelecekte de yapmayacağız. Iraklılar Allah’a çok şükür diyorlar ki; Türkiye bizim komşumuzdur, Türkiye olmasaydı, Kürt devleti çoktan kurulmuş olurdu. Dolayısıyla kasıtlı veya kasıtsız olarak Irak’ın bütünlüğünü ve beraberliğini koruyor. En azından bütünlüğünü koruması da büyük sebeplerden birisidir. Konumuz bu iken şunu diyoruz ki; Türkiye-Irak ilişkileri daha da gelişsin ve zenginleşsin. Çok iyi biliyoruz ki, İsrailliler Kuzey Irak’ta bulunuyorlar. İsrail Güvenlik Bakanlığı’nın yapmış olduğu bir konuşmada, Irak’ta bir Kürt devletinin kurulmasını savunduklarını biliyoruz. Bizim bu noktada bir ortak çıkarımız var. Biz de Irak’ın merkezi yapısını savunduğumuz gibi Türkiye de bu yapının devam ettirilmesini savunuyor. Aynı yönde bir ortak noktamız var. Irak’taki asıl sorun, karar üretmede birleşmenin olmamasıdır. Merkezi hükümet PKK’dan kurtulmaya çalışıyor, ancak karar elinde değil, karar verme yetkisi Kürt yönetiminde bulunuyor. Dolayısıyla kendisi konuşuyor, “yapacağım edeceğim”, diyor, ama bir şey yapamıyor. Biraz komik bir durum var aslında. Herkes Irak konusuna müdahil oldu, 2003’ten sonra herkes Irak’ın içişlerine karıştı, biz de PKK’yı kucaklamakla Türkiye’nin içişlerine müdahale ettik. Aslında bu çok ilginç bir durumdur.
ORSAM: Sizce Irak’taki temel sorunlar nelerdir?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Birincisi, uzlaşmanın olmamasıdır. Siyasetçilerin arasında kesinlikle güvensizlik vardır. Irak Anayasası modern bir devlet için asla uygun değildir. Anayasada çok sorunlar var. Mesela federal bölgeye merkezden daha çok yetki veriyor. Mesela 121. maddede diyor ki; federal bölge ile merkezi devletin yasaları birbiriyle uyuşmazsa federal bölgenin yasaları geçerli olur. Bu federal değil, konfederal bir yapıdır. İkinci önemli konu, aslında iki hükümetimizin olmasıdır. Kuzeyde bir hükümet, merkezde bir hükümet var. Kürt bölgesindeki hükümet, 2003 yılından sonra kendi sınırlarını 300 kilometreden fazla aşmıştır. Ovalara inmeye çalışıyorlar, Musul, Kerkük’teki ovalara, Diyarbakır, Amara ve Meysan’a kadar istekleri ulaştı. Ovalara ulaştıktan sonra kendi devletini ilan etmeye çalışıyor. Tüm Iraklılar arasında bir anlayış var; Kürtler her zaman kendi çıkarları için çalışıyorlar, Irak’ın çıkarları için değil. Dolayısıyla geleceğimiz pek umut vermiyor. Şu anki devletimiz vatandaşlık kimliğine dayanmıyor. Etnik ve mezhepsel kimlikler üzerine kurulmuş bir devlettir. Bu da genel olarak modern bir devletin durumuna aykırıdır.
ORSAM: Peki son dönemde Türkiye’nin Irak politikası ve Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ile geliştirdiği ilişkiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: 2003’ten sonraki Türkiye’nin Irak politikası iki aşamadan geçiyor. Türkiye kendisini olabilecek kötü sonuca alıştırmaya çalışıyor. 2007’ye kadar Türkiye kendisini Irak sorunundan çıkarmaya çalıştı. Irak’ın toprak bütünlüğünü desteklemek, kuzeydeki bölgesel yönetim ile ilişki kurmamak istiyordu. Bölgesel politikalara önem gösteriyordu. Ancak diğer taraftan da Irak’ın içişlerine müdahale etmek istemiyordu. 2007’den sonra, özellikle Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı’na gelmesiyle birlikte, “Stratejik Derinlik” adlı kitabında da değindiği gibi, “komşularla sıfır sorun politikası”nı uygulamaya geçirmek istemesi, Türkiye’nin Irak politikası bağlamında iki sorunun ortaya çıkmasına neden oldu. İlk olarak, Amerikalılar Irak’tan çekildikten sonra Irak’taki durum ne olacak ve bu Türkiye’yi nasıl etkileyecek, Türkiye bu durumda nasıl bir politika izleyecek? İkinci sorun, Irak’a komşu olan diğer ülkelerle birlikte Irak’ın içişlerine karışmaya başlaması. Diğer ülkeler Irak’ın içişlerine müdahale ederken Türkiye neden sadece durup baksın? Şimdi son iki senedir düşünüyorum ki Türkiye, Irak terazisine girmeye başladı. Bu da hem Irak’ta hem de Arap dünyasında kabul edilen bir durum. Türkiye’nin Irak’taki rolü en azından çoğunluğu rahatsız etmiyor. Çünkü düşünüyoruz ki, Irak’ın her zaman toprak bütünlüğünü ve güçlü merkezi bir hükümetin kurulmasını savunan Türkiye’nin Irak’ın tüm kesimleriyle iyi ilişkilerin kurulmasına yönelik politikaları olması dolayısıyla Irak’ın yeniden yapılanmasında ve imarında diğer ülkelere nazaran çok büyük bir rol oynayacağını düşünüyoruz.
ORSAM: Kerkük’le ilgili yoğun çalışmalarınız olduğundan bahsettiniz. Sizce Kerkük’te nasıl bir çözüm olmalı? Kerkük ve genel olarak Irak nasıl istikrara kavuşturulabilir?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Kerkük, Irak’ta gelecekte patlak verebilecek sorunlardan biri olacak bence. Dediğiniz gibi, Irak’ın istikrarının veya istikrarsızlığının temel noktalarından biridir. Kürt grupların istekleri daha da ileriye gitmeye çalışıyor, daha da şiddetleniyor. Ancak işin aslına bakıldığında Kürt tarafı en zayıf taraftır. Çünkü Amerika’nın Kürtlere olan desteğini giderek azaltmaya başladı ve Irak’tan zaten yakında çekilecek. Kürtlerin kâğıtları açılmaya ve herkes de bunu görmeye başladı. Dolayısıyla merkezi hükümet biraz güçlenecek. Bir de Kürtlerin Kerkük’teki varlığı tarihi gerçeklere dayanmıyor, sadece iddialara dayanıyor. Mesela Anthony Cordesman diye bir tarafsız yazar, Kürtlerin Kerkük’teki kazanımlarının tarihsel bir hatadan kaynaklanan bir durum olduğunu ve bu yönde ikna edilmeleri gerektiğini savunuyor. Irak’taki diğer kesimler ne Araplar ne de Türkmenler hiçbir şekilde Kürtlerin Kerkük’e hâkim olmasını kabul etmeyeceklerdir. Çözüm olarak, tıpkı Türkiye’de Ankara’nın siyasi başkent, İstanbul’un ekonomik başkent olması gibi Kerkük’ün de Irak’ın ekonomik başkent yapılması olabilir. Ya da Kerkük’ün tek başına bir federal bölge haline getirilmesi de çözüm olabilir. Kürtlerin isteklerine boyun eğilmesi, Kerkük’teki istikrarı bozacak niteliktedir.
ORSAM: Türkiye- Irak ilişkilerinin geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Bence Türkiye ile Irak’ı birbirine yaklaştıran çok nokta var. Tarih, kültür, ortak çıkarlar ve ilişkilerin gelişmesi yönündeki gerçekçi istekler. Bence iyi bir Irak hükümeti, Türkiye ile olan ilişkileri stratejik bir nokta olarak görmeli ve hiçbir zaman taviz vermemelidir. Türkiye Irak’ın içişlerine en az karışan ülkedir. Irak’ın tüm kesimleri bunu kabul etmektedir, bundan hoşnut bulunmaktadır.
ORSAM: Son olarak bir Iraklı olarak Türkiye’den beklentileriniz nelerdir?
Dr. Basıl EL-GUREYRİ: Irak’ın kalkınması için Türkiye’nin işbirliğini ve yardımını bekliyoruz. Su probleminin çözüme kavuşturulmasını, Türkiye’nin projeler yaparken Irak’ın da ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmasını ve bu konuda kapsayıcı bir anlaşma yapılmasını istiyoruz. İleride bu konuda sorun çıkmasın, ileride iki tarafın da ortak çıkarları bozulmasın. Herhangi bir hükmet değişiminde, ani bir durumda bu ilişkiler olumsuz etkilenmemesi amacıyla kurumsal olarak işbirliği yapmak daha doğru olacak bence. Bu şekilde ilişkilerimizi çok daha fazla geliştirebiliriz, çok şeyler kazanabiliriz.
ORSAM: Bize vakit ayırdığını için çok teşekkür ederiz.
|