|
|
|
 |
|
CEMAL HÜSEYİN: “KYB KRİTİK BİR DÖNEMEÇTE"
Gele Kürdistan TV Genel Yayın Yönetmeni Cemal Hüseyin, Irak Parlamento Seçimleri’nin Kürtler ve Celal Talabani liderliğindeki KYB üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Hüseyin, seçim sonuçlarının da olumsuz katkısıyla KYB’nin kritik bir dönemece girdiğini anlattı. Parti içindeki fraksiyonlara ve akımlara dikkat çeken Hüseyin, “KYB’nin durumu Kerkük sorununa benziyor” dedi.
Seçim sonuçlarını Irak’taki genel siyasi denklem açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sonuçlar Irak genelinde mezhebi ve aşiretsel hassasiyetlerin halen güçlü olduğunu gösterdi. Yani Irak’ı zayıf kılan hususlar aynen muhafaza ediliyor. Fakat bu arada Sadr’ın ve Sünni grupların güçlendiği görülüyor. Irak’ın mezhepçi bir temelde kurulduğuna şüphe yok. Bu kolay kolay aşılacak bir şey değil. Bu seçimde Allavi’nin Şii bölgelerinden Maliki’nin de Sünni bölgelerinden bir miktar oy alabildiğini biliyoruz ama bu oylar gruplara değil kişilere verilen oylar. Ne zaman ki Muktada Sadr Şii bölgesine göre Sünni bölgesinden daha fazla oy alır, Kürtler Arap bölgelerinden oy alır, Türkmenler Erbil’den oy alırsa o zaman Irak’ta mezhepsel ve kavmi ilişkiler makul bir çerçeveye kavuşmuş demektir. Hiçbir grup birbirine güvenmiyor. Fakat sistemin bundan sonraki işleyişi yine farklı grupların uzlaşmasına dayalı olacaktır. Kürdistan bölgesine baktığımızda Goran’ın Irak Parlamentosu’na girmesi yeni bir gelişme. Bağdat’ta kurulacak yeni hükümetin uzlaşmayla ortaya çıkması önemli. Tartışmalar başbakanın kim olacağına odaklandı. Bölge devletlerinin hepsi seçim sırasında çeşitli pozisyonlar aldı. Şu an hükümet kurma sürecinde de bu devletlerin siyaseti etkili oluyor. İran Irak’ın bir Şii devleti olmasını ve bu devleti de ABD’ye karşı kullanmak istiyor. Maliki’nin başbakanlığının devam etmesi İran’ın kırmızı çizgisi. İran Maliki’den vazgeçmez, eğer vazgeçerse İbrahim Caferi’yi ister. Sünni Araplar Allavi’yi isterken Kürtler belli bir karara varamadı. Ama tercihen Maliki’yi isterler. Çünkü Allavi grubunda birçok Baasçı var. Allavi’nin şahsından ziyade grubuna tepki var. Maliki’nin ise şahsıyla sorunlar var; buna mukabil grubu destekleniyor. Hangi grup 140. Maddenin uygulanmasını destekler ve cumhurbaşkanlığını Kürtlere verirse bizler o grubun yanında yeralacağız. Şu an kadar bu koşulları en fazla kabul eden Maliki gibidir. Öte yandan, ben Kürtlerin Bağdat’ta yeni dönemde sıkıntılarının artacağını düşünüyorum.
Irak Parlamento Seçimleri’nin sonuçlarının Kürt bölgesindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sonuçlar Kürtler açısından beklendiği şekilde oldu. Ama sürpriz olan bir şey de şuydu. Seçim stratejisinin yanlış uygulanması nedeniyle KYB bazı sandalyeleri kaybetti. Erbil ve Dohuk KYB için bir darbe oldu. Tamamen taktik hatalar nedeniyle. Goran açısından ise tek sürpriz Kerkük’te beklediği başarıyı elde edememesi. Seçim sonrasında ise KDP, KYB, Goran ve İslamcıların uzlaştığını görüyoruz. Bağdat’ta tek cephe olarak Kürtlerin hakları için birleşecekler. Kürdistan bölgesinin sorunlarını Bağdat’a taşımayacaklar. Goran, kendisine karşı daha hoşgörülü davranılması kaydıyla Celal Talabani’nin cumhurbaşkanlığına da destek vermeye hazır.
Size göre KYB seçim sürecinde ne tür hatalar yaptı?
En büyük hatası Erbil’de çok aday çıkarması oldu. Bu nedenle KYB’nin oyları Erbil’de dağıldı. Aynı hatayı Goran Kerkük’te yaptı. Örneğin Erbil Goran’da 90 bin oyla 2 sandalye kazanırken, KYB 120 bin oyla tek sandalye dahi kazanamadı. KDP’liler çok programlı çalıştı. Hep kendi adaylarına oy verdiler. Ama KYB seçmeni oylarını dağınık verdi. KYB yanlış seçim stratejisi nedeniyle kendi alması gereken 6 sandalyeyi KDP’ye kaptırdı. Şu an Kürdistan bölgesinde KYB’nin matematiğinin zayıf olduğu söyleniyor. (Gülüşmeler)
Peki bu seçim sonuçları Kürt iç siyasetinde ne tür sonuçlar doğuracaktır? Özellikle KDP-KYB stratejik ittifakını nasıl etkileyecektir?
Şu an bu ittifakın bozulması ihtimali yok. Sonuçlar Kürdistan bölgesi başbakanlığını da etkilemez. Ancak KDP’nin politik etkisini artacağı kesin. Yine de bu etkisi uzun vadede zayıf biçimde ortaya çıkaracak. Ekim ayında yerel seçimler gerçekleşecek. Her parti kendi başına seçime girecek. KDP ve KYB seçimlerde güçlerini tek başına gösterecekleri için stratejik ittifakın durumu ancak bundan sonra gündeme gelebilir.
Seçim sonuçları Kerkük’ün geleceğini nasıl etkileyebilir?
Ben Kerkük’ün durumunu Kürtler açısından vaktiyle çocuğunu kaybeden bir anneye benzetiyorum. Anne yıllar sonra çocuğunu bulduğunda o çocuk, annenin bıraktığı çocuk gibi değildir. Kerkük’te artık gerçekler daha farklı. Kürtler Kerkük konusundan kesinlikle vazgeçmeyecek. Ama işin gerçeği ben Kerkük’ün Kürdistan bölgesine bağlanabileceğine inanmıyorum. Kerkük’ün özel statülü bir vilayet olacağını düşünüyorum. Kerkük’ten çıkan seçim sonuçlarına bakıldığında Türkmen-Arap ittifakının 6, Kürtlerin de 6 milletvekili çıkardığını görüyoruz. Ancak Sünni Arapların yaşadığı Havice’de hile yapıldığında kimsenin kuşkusu yok. Genel olarak seçim sonuçlarının Kerkük sorununun çözümüne etkisini olacağını sanmıyorum. Çünkü bu uluslararası bir sorundur. Kerkük sorununun çözümü için üçüncü bir tarafa ihtiyacı var. Bölgedeki Kürtler Irak, İran, Suriye ve Türkiye arasında bölünmüş durumda. Bu da Kerkük’ü bölgesel sorun haline getiriyor. Türkiye Kerkük problemini kendi penceresinden görüyor ve bunu Kürtlerin bağımsızlığının bir adımı olarak değerlendiriyor. Yani bir güven sorunu var ortada. Güven sorunu aşılırsa Kerkük sorunu da çözülür. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olması Kerkük sorunun çözümünü kolaylaştıracak. Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü de çok önemli. Biz bu meseleyi çok önemsiyoruz. Bizim televizyonumuz demokratik açımlı ilgili Ankara’da TBMM’de Genel Kurulu’nda yapılan tartışmaları 7 saat boyunca buradan canlı olarak verdi. Türkiye’de yeni bir cumhuriyet kurulmaktadır. Bu büyük etkiler yaratacak. Türkiye’deki Kürtlerin milliyetçi vizyonları var ve AK Parti’nin gerçekten değişim isteyip istemediği konusunda şüpheler var. Yine de bu girişime şans tanınmalı.
Son parlamento seçimlerinde Goran’ın başarısızlığını neye bağlıyorsunuz?
Goran önceleri halka güven veriyordu. Kürtler Kürdistan hükümetinin bazı icraatlarından rahatsız olduğu için Goran’a destek veriyordu. Ama geçen bölgesel parlamento seçimlerinde büyük destek almasına rağmen son Irak Parlamentosu seçimlerinde 30 bin oy kaybetti. Bence Goran’ın başarısızlığının iki neden var. Birincisi diğer partilerin seçimden sonra politikalarını gözden geçirmesi. İkinci husus, Goran’ın artık sürprizliğini kaybetmesi. Bence gelecekte Goran güçlü bir hareket olarak var olmaya devam edecek. Ama Süleymaniye merkezli olarak var olacak. Hareketin bütün liderleri Süleymaniyeli. Süleymaniye’de Goran fazla oy kaybetmedi ve yerel seçimde de Süleymaniye’de yine güçlü bir destek bulabilirler. Diğer yerlerde başarılı olmalarını ise beklemiyorum.
‘Celal Talabani sonrası dönem’ adı altında bir tartışma sürüyor. Bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?
Bence Kürdistan’da iki büyük etkisi olacaktır. Birincisi KDP-KYB ittifakını olumsuz etkileyecektir. Çünkü Talabani’nin şahsı dahi KDP’ye karşı denge oluşturuyor. İkincisi, KYB’nin geleceğine yönelik olumsuz etkisi. Bu yılın sonunda KYB’nin kongresi yapılacak. Kongreden önceki KYB ile kongreden sonraki KYB arasında çok büyük bir fark olacak. KYB 20 yıl sonra ilk kez bir kongre gerçekleştiriyor. Bu süreçte parti içinde pek çok farklı görüş ortaya çıktı. KYB’nin durumu da bir açıdan Kerkük soruruna benziyor. Sorun önceden çözülmediği için kompleks hale geldi. Partinin içinde farklı fraksiyonlar var. Şu an da 6 akımın ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bunların hepsi fikir bazında ayrılıklar değil. Maddi çıkar grupları da var. Kongre KYB için ya iyi sonuçlara vesile olacak ya da KYB için bir son olacak. ‘Son’ ifadesi ile kast ettiğimiz zengin, güçlü ama tabanı dar bir parti.
Türkmenler ve Kürtler, Saddam Hüseyin rejimi dönemindeki baskıcı politikalardan çok etkilendiler. Bir noktada, daha demokratik bir yönetime kavuşulması için yapılan mücadelede aslında aynı saftalardı. Fakat 2003’ten hemen sonra, özellikle ihtilaflı bölgelerde Türkmenler ve Kürtler arasında hızlı bir çatışma, buna mukabil Türkmenler ve Araplar arasında hızlı bir yakınlaşma oldu. Sizce Türkmenler ve Kürtler arasında ilişkileri iyileştirmek için ne yapılmalı? Bu konuda atılabilecek adımlar var mı?
Kerkük’teki Kürtler Türkmenlerin sorununu çözecek durumda değil. Oradaki Kürtler diğer toplumlara güven veremediler. Kerküklü Kürtler “Siz bizimle gelecekte dışlanmış bir biçimde yaşayacaksınız” havasını verdi. Bunun iyi bir davranış olmadığını düşünüyorum. Irak Türkmen Cephesi’nden bir yetkili Süleymaniye’ye gelmişti. Kendisi yanımıza gelirken, Kürtlerin Kerkük’teki tavrını dikkate alarak tedirgin olduğunu, fakat geldikten sonra burada farklı bir tabloyla karşılaştığını ifade etti. Fakat Kerkük’te Türkmenlerin de ateşi körüklediğini söylemek lazım. Kerkük’te güçlü olan Kürtler olduğu için adım atması gereken de Kürtler diye düşünüyorum. Talabani orada Türkmenlere yönelik adımlar atmaya çalıştı ancak bana kalırsa O’nun gücü de bazı şeyleri değiştirmeye yetmiyor. Örneğin Talabani Tisin bölgesinde Türkmenlere bazı evleri iade ettirdi ve bu hareketini Kürtler ihanet olarak gördü. Bana kalırsa sorunun temelinde Kerküklü Kürtlerin milliyetçi eğilimleri yatıyor. Kürtler kendi politikalarını gözden geçirmeli. Ancak bu da Kerküklü Kürtlerin durumuna bakınca zor görünüyor. Talabani bazı kararlar verse de içerideki direnç nedeniyle bunları hayata geçirmede sorunlar yaşıyor.
*Bu röportaj, 14 Mayıs 2010'da Süleymaniye'de ORSAM Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan ile Yönetici Editör Ogün Duru tarafından gerçekleştirilmiştir. Röportaj sırasında tercümeyi yapan Reva Haci'ye teşekkür ediyoruz.
|
|
|
|
|
|
| 16 HAZİRAN 2010 |
|
|
 |
|
|
|
|
|