Musul Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Saad Abdülaziz Muslit, kendisiyle yaptığımız söyleşide, Irak'taki tüm grupların Iraklı kimliği üzerinde uzlaşmasının Irak'ı istikrara kavuşturacağını ifade etti.
ORSAM: Sayın Abdülaziz kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
ABDÜLAZİZ: Ben Dr. Saad Abdülaziz Muslit, Musul Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktayım. Lisans aşamasında Arap milletlerinin Osmanlı dönemindeki durumu üzerine bir ders vermekteyim. Yine lisans programının son sınıfında ise “Türkiye’nin Çağdaş Tarihi” adlı dersi veriyorum. Dersin konusu Kurtuluş Savaşı’ndan başlayıp günümüze kadar uzanmaktadır.
Karşılıklı tarih öğretiminde geçmişten kalan olumsuz ifadelerin çok olduğu ve bunlardan kurtulmak gerektiği sürekli konuşulmaktadır. Acaba sizlerin verdiği derslerde, Irak’ta tarih anlatımında karşılıklı algıyı kötü anlamda etkileyecek bir tarih öğretimi var mıdır?
Akademik çalışmalarda Türkiye ya da Osmanlı hakkında olumsuz ifadeler bulunmamaktadır. Özellikle ben her araştırmanın içinde yer alıyorum. Türkiye’nin tarihi veya ilişkileri hakkında bir makale yazılırken, Türkiye ile ilgili herhangi bir kaynak incelendiği zaman, Araplardan ve özellikle Iraklılardan alınan kaynaklarda, çalışmanın giriş bölümünde Türkiye-Arap kardeşliğinden bahsedilir. Bu uygulama sabit bir felsefe olarak devam ediyor.
Şu an ORSAM, Atatürk Araştırma Merkezi ve Irak Kültür Ateşeliği’nin ortaklaşa düzenlediği Türkiye-Irak İlişkileri sempozyumu için Ankara’da bulunuyorsunuz. Bu konferans hakkında ne düşünüyorsunuz, konferansın ikili ilişkilere fayda sağlayacağını düşünüyor musunuz?
Benim kişisel bakışımdan, bu toplantının Türkiye ile Araplar, özellikle de devletler arasında, kardeşlik unsurlarını artıracağıdır. Türkiye ile ilgili yapılan araştırmaları biz çok önemli görüyoruz. Özellikle de iki noktada. Birinci nokta, tarihsel ve kültürel açıdan Türklerle paylaştığımız unsurlardır. İkinci nokta olarak da Türkiye’nin bölgedeki rolü artmaktadır. Biz bölgede çok zor bir aşamadan geçiyoruz şu anda. Biz Araplar olarak bölgede yaşanan gelişmeler çerçevesinde Türkiye’nin bizimle birlikte aktif bir rol oynamasını istiyoruz. Araplar ile Türklerin arasındaki bağlayıcı unsurları düşündüğümüz zaman bu etkinin bizi olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz. Bizlerin buraya gelişi de gelişen ilişkilerin işaretidir. Biz de Türk kardeşlerimizden Irak’ı ziyaret etmelerini bekliyor ve temenni ediyoruz.
Irak’ta seçim sonrası durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ve Türkiye- Irak ilişkilerine ilişkin olarak nasıl bir öngörüde bulunuyorsunuz?
Biz Irak olarak diğer ülkelerle istikrarlı bir ilişki kurulmasını istiyoruz. Bu istikrarın hem Irak içinde hem de Irak’ın komşu ülkeleri ile ilişkilerinde sağlanması gerekiyor. Türkiye de Irak’ta istikrarının sağlanmasını istemektedir. Bu da tabii ki iki ülke ilişkilerini güçlendirecek bir unsurdur.
Peki son olarak, Musul’daki durum hakkında bilgi verebilir misiniz? Seçim sonucuna göre El Irakiye Listesi başarılı oldu. Önümüzdeki dönemde bir çatışma olasılığı açısından hep Kerkük ön plana çıkıyor ama Musul’da da bir çatışma olasılığı, özellikle Araplar ile Kürtler arasında, olduğunu düşünüyor musunuz?
Biz Irak’ı parçalanmış değil bir bütün olarak görüyoruz. Irak’ın etnik gruplar arasında dağılması da Irak’ın önemini artırmaktadır. Bu Irak’ın gerçeğidir zaten. Seçime katılan tüm listeler Irak’ın tüm etnik gruplarını temsil etmektedir. Bu grupların Iraklı kimliği üzerinde uzlaşmasıyla Irak bağımsızlığına, istikrarına kavuşacaktır.
Çok teşekkür ediyoruz.