|
|
|
 |
|
IRAK TÜRKMEN CEPHESİ SELAHATTİN İL BAŞKANI VE SELAHATTİN İL MECLİSİ ÜYESİ ALİ HAŞİM MUHTAROĞLU İLE YAPILAN SÖYLEŞİ
ORSAM: Öncelikle bizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ederiz. Bize biraz seçim çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Seçim propagandanız sırasında hangi konular üzerinde durdunuz?
Ali Haşim Muhtaroğlu: Çalışmalarımızı her gün seçim olacak gibi yapıyorduk. Diğerlerinden de farkımız buydu zaten. Biz Irakiye ile koalisyona girdik. Irakiye Listesi ile katılma konusunda ITC’de de tedirginlikler vardı. Hatta Sadettin (Ergeç) Bey bile tedirgindi. Çünkü Türkmen milletinin içinde Şii de var, Sünni de var. El Irakiye’ye Sünnilerin listesi diye bakılıyordu. Geçen seçim sonuçlarına bakınca, değişiklik olarak barajı gördük. Diyala’da, Selahattin’de, Musul’da tek liste ile bu barajı geçmemiz çok zordu. Örneğin biz Selahattin’de 40 binin üzerinde bir oy bekliyorduk. 43 bin aldık. Vilayet seçimlerinde 19 bin almıştık. Bu koalisyona katılmamız en uygunuydu. Bunu anlattık insanlara. Baraj 40 binin üzerine çıkabilir ve biz en iyi ihtimalle 25 bin oy alabiliriz. Bizim karşımızda olan taraflar başka türlü propaganda yaptı. “ITC Baasçılarla, Sünnilerle, Vahabilerle ortak oldu” dediler ve bu bizi etkiledi. Türkmeneli Vakfı ile işbirliği içerisinde birçok proje yaptık. Ama maalesef seçime az kala bitmemiş projeler vardı. Gönül isterdi ki bunlar daha önce yapılmış olsun. Biz üzerimize düşen her yer ulaştık, derdimizi anlatmaya çalıştık. Neden Irakiye ile ortak olduğumuzu açıkladık. Türkmen milleti için ne yapacağız, Kerkük meselesi nasıl çözülecek? Tüm bunları anlattık. Özellikle Tuzhurmatu’da Selahattin’de rekabet çok. El Irakiye’nin Tuzhurmatu’da iki adayı vardı. Biri Arap, biri Türkmen. Arap bizim listemizden olan Beyat aşiretinin lideri. Geçen parlamentoda da milletvekilliliği yapmıştı. Biri de bendim. Irak İslami Partisi’nin adayları da vardı. Toplam Tuzhurmatu’da çeşitli listelerden 14 Türkmen aday vardı. Bu da oyların bölünmesine neden oldu. Bizim partilerimiz, ITC, Karar ve Irak Türkmen Milli Partisi’nin adayları vardı. ITC’den 1 adayımız, Türkmen Milli Partisi’nin 2 adayı, Faruk Abdullah’ın 1 adayı vardı. Türkmeneli Partisi Ulusal İttifakın adayını destekledi. Bunların da zararı oldu tabi. Hayat güvenlik şirketinin Selahattin’deki komutanı seçimden 10 gün önce çekildi, Kürt televizyonunda çıkıp; “Kürtlere destek verin”, dedi. Ben bu kişiyi bir sene önceden söylemiştim. Ama maalesef kimse ciddiye almadı. Ama tüm bu baskılara, oyunlara rağmen Tuzhurmatu’da birinci çıktık. 10.063 oy aldık. Kürtlerden de en fazla 2000 oy alındı. O da KDP’nin Tuzhurmatu İl Başkanı. Kişi olarak en fazla oyu biz aldık. Bizim beklentimiz daha çoktu. 14-15 bin oy bekliyorduk. Maalesef olmadı. Nasıl büyük bir hata yapıldığı seçimden sonra anlaşıldı. Bir aileden üç aday varsa, ailenin oyları bile üçe bölündü.
Seçim sonrası çalışmalar ne durumda?
Seçimden sonra biz Bağdat’a gittik. Orada bugüne kadar yapılan toplantılar daha çok sohbet toplantıları oldu. Herhangi bir karar alınmadı, fikir paylaşımları yapıldı. Diğer koalisyonlarla yapılan görüşmeler konuşuldu. Bakiye konusu çok konuşuldu. Orada olan herkes, El Irakiye’nin iktidara girmesi gerektiğini savunuyor.
Peki, hükümet görüşmeleri nasıl devam edecek? Nasıl bir hükümet öngörüyorsunuz?
Bugüne kadar El Irakiye’yi dışlamak isteyen taraflar buna hala devam ediyorlar. El Irakiye başbakanlıktan taviz vermiyor. Ama bir kısmı başka görevlere de tamam diyor. Bunu söyleyenler Usame Nuceyfi’nin yandaşları. Ama onlar büyük tepki çektiler. Irakiye’nin birinci amacı başbakanlık. Dışlanırsa güvenlik durumu kötüye gider. Çünkü milletin büyük bir kısmı Irakiye’nin iktidarda olmasını istiyor. Kanun Devleti ile Şii İtilafı arasında yapılan koalisyon halkta korku yarattı. Yine mezhepçilik yaşanacak korkusu var. Aynı zamanda Arap Devletleri eğer Irakiye olmazsa hiçbir şekilde yapılan koalisyonu kabul etmezler. Bizim de ITC olarak endişemiz var. Çünkü El Irakiye tarafından da bugüne kadar göz ardı edildik. Bunu listenin tüm liderlerine yazılı bir şekilde de sunduk. Üst düzey bir komisyon kurulmuş beş lider tarafından, içinde biz yokuz. Birçok toplantıda haber bile vermiyorlar, başkalarından duyup gidiyoruz. Bakiye konusuna gelince, Kanun Devleti İttifakı olsun, Ulusal İttifak olsun, Türkmenleri düşündü. Ama maalesef El Irakiye bunu göz önüne almadı. Ama buna rağmen “Bizim bu koalisyonda kalmamız gerekiyor” diyoruz. Temennimiz Irakiye’nin iktidara gelmesi ve başbakanın Ayad Allavi olması. Kerkük meselesini de yazılı olarak bildirdik. “Üstünde pazarlık yapılmasını istemiyoruz” dedik. Ve herkesten, Haşimi’den, Allavi’den sözünü aldık. “Hiçbir şekilde 140. maddenin uygulanmasını ve Kerkük meselesini kabul etmeyiz. Biz bu meselelerde taviz vermeyiz”, dediler.
Önümüzdeki süreçte hem nüfus sayımı hem de ilçe meclisleri seçimleri yapılması planlanıyor. Bu konuda ne gibi çalışmalarınız olacak?
İlçe seçimleri çok önemlidir. Irak’ın yeni sisteminde en büyük rol yerel hükümetlere düşmekte. Biz parlamento seçimlerine El Irakiye ile katıldık. Ve eğer bu liste bu şekilde kalırsa yine El Irakiye ile katılacağız. Çünkü Araplarla birlik olursak, tüm Türkmeneli bölgesinde çoğunluğu sağlarız. Ama El Irakiye’nin bize daha fazla önem ve rol vermesi gerekiyor. Biz bugüne kadar ciddi bir şekilde yönetimde olmadık. Yönetim 2003’ten bu yana Kürtlerin kontrolünde oldu. Mayıs ayında Tuzhurmatu’dan Amerikalılar tam olarak çekildiler. Bir tane bile Amerikan askeri kalmadı. Seçimler için bugünden hazırlık yapılmalı. Biz ITC olarak bugüne kadar bir plan ya da toplantı yapmadık. Ama en kısa zamanda çalışılmaya başlanacaktır. Sayım meselesi çok farklıdır. Türkmen milleti 80 senedir baskı altında kalmıştır. 2003’ten sonra durum bazı bölgelerde değişse de, bazı bölgelerde hala devam etmekte. Bazı insanlarımız Türkmence konuşur ama sayıma gelince kendini Arap olarak yazdırır. Biz siyasetçiler olarak tek başına bunun altından kalkamayız. Tarihçileri, aşiret başkanlarını, topluma yön verecek insanları içeren komisyonlar kurulmalı. Belgelerle konuşulmalı. Bunlar için bence çok az zamanımız kaldı. Acilen bu konuda çalışılmaya başlanmalı.
Siz Selahattin İl Meclisi’ndesiniz. Buradaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Çalışmalarımıza başlayalı bir sene oldu. Türkmen olarak mecliste 2 kişiyiz. Ben ve meclisin Genel Sekreteri Niyazi Mimaroğlu. Allah’a şükür yaptığımız çalışmalar sonucu ağırlığımızı ispat ettik. Ve karar alınırken her zaman biz de varız. Görev dağılımında bir Vali Yardımcılığı aldık. O da İdari İşlerden Sorumlu Vali Yardımcısı olarak Kahtan Beyatlı isimli bir Türkmen kardeşimiz oldu. Sağlık Dairesi Genel Müdürlüğü görevini de biz üstleniyoruz. Yaptığımız işlerden en önemlisi bence, Türkmen dilinin resmi olması. Bugüne kadar yapılamamıştı. Geçen sene mecliste aldığımız ilk karar buydu. Şimdi dikkat ederseniz tüm resmi dairelerin tabelaları üç dil oldu, eskiden sadece Kürtçe ve Arapça vardı. Bunun yanında bir diğer önemli karar ise Türkmen okullarının isimlerinin değiştirilmesi oldu. Bu okulların isimleri Baas Partisi zamanında Arapça olmuştu. Biz bu isimlerin Türkçe olması kararını mecliste aldık. Karar Eğitim Bakanlığı’na gitti. Ama maalesef hala haber gelmedi. Uygulamaya geçirecek olan yer bakanlıktır. Bizim daha önceki parlamentoda 10 milletvekilimiz vardı. Eğitim Bakanlığı’na bunu iletmeleri için hepsi ile görüştük; ama maalesef bir sonuç alamadık. Ayrıca büyük projelerimiz de oldu. 2009 bütçesinde büyük sıkıntılar olmasına rağmen, Tuzhurmatu’nun tüm eski sokaklarını yaptırdık, Türkmen okullarının tamiratları yapıldı, yollar döşendi. 2010 senesinde Tuzhurmatu için 10 milyon dolarlık ihaleler gerçekleştirdik. 11 köy yolu döşenecek, 6 okul yapılacak, sokaklar asfaltlanacak, televizyon yapılacak, telefon kabloları döşenecek, sağlık ocakları yapılacak. Aynı zamanda siyasi çalışmalarımız da oldu. Selahattin vilayet yönetimi kurulurken iki koalisyon oldu. Biri iktidarı aldı, 15 kişi ile. Biz de 13 kişi ile muhalefette kaldık. Ama seçimlerden sonra dört ay içinde 13 kişiyi 20 kişi yaptık. Irak İslami Partisi’nden olan valiyi görevden aldık. Bunun neticesinde vali yardımcılığı ve Sağlık Dairesi Genel Müdürlüğü bize verildi. İl Meclisi’nde çoğunluğu sağladık. 28 kişinin 20 kişisi bizim kitlemize mensup. Bu kitlenin başkan yardımcısı da Niyazi Mimaroğlu oldu.
Bize biraz Tuzhurmatu’yu anlatır mısınız? Burada kim yaşar? Ekonomik durum nasıldır? Ne gibi sıkıntılar var?
Tuzhurmatu Irak’ın en eski bölgelerinden birisi sayılır. İki dağ arasındadır. Ortasından Aksu Çayı geçiyor. Sol tarafta kalan Nusaybi Dağının üzerinde İmam Ali’nin torunlarından Ali Rıza, Emevi baskınından İran’a kaçarken bu dağa yerleşmiş. Adın adı da buradan gelmekte. Karağul ismi de karakoldan gelmektedir. Bu da diğer dağın ismidir. Önceden orada karakol varmış, değişerek isim bu hale gelmiş. Burada 1950’lere kadar %100 Türkmenler yaşarmış. Krallık dönemi bitip de cumhuriyet kurulduğunda Kürtler gelmiş. Önce beş altı aile gelmiş. Daha sonra, Baas Partisi geldikten de sonra, yavaş yavaş yerleşmişler. 1980’lere kadar çok az Kürt vardı. Saddam Kürt köylerini yıktıktan sonra dağın arkasında Süleymaniye sınırlarından gelip Tuzhurmatu’ya yerleştiler. Araplaştırma politikası başlayınca Araplar yerleştirilmeye başladı. Yeni köyler kuruldu. Sonra şehirlere yerleşmeye başladılar. 1980’lere kadar Türkmenler çoğunluğu teşkil ederken, Kürt ve Araplar Tuzhurmatu’ya geldikçe çoğunluğumuz kalmadı. Bütün dönemlerde Türkmen milleti büyük baskılar gördü. Ama Türkmen milleti burada varlığını kaybetmedi. En iyi şairler, edebiyatçılar, hoyratlar buradan çıktı. Türkmen edebiyatının en önemli şahsiyetleri Tuzhurmatu’dandı. Mesela Hasan Gören bir mucize idi. Gözleri görmezdi ama yazdığı şiirler, hoyratlar Türkmen milletini hep gururlandırdı ya da Aydın Marufoğlu, Allah uzun ömürler versin, kalemiyle, fikriyle her zaman Türkmen milletinin yanında oldu. Siyasi kısma gelirsek de, yine önde gelen siyasetçiler tarih boyunca hep Tuzhurmatu’dan çıkmıştır. 1958’de ki katliamda da Komünistlere karşı büyük bir ayaklanma oldu ve büyük bir mücadele verildi. Birçok insanımız tutuklandı. 1954 senesinde de parlamento seçimleri yapılmıştı. Tuzhurmatu’da bir Türkmen bir de Kürt aday vardı. Türkmen aday Zeyneddin Ata, babamın dayısı olur, Kürt aday ise Davuta aşiretindendi. Bu seçimler esnasında Türkmenler ve Kürtlerin arasında büyük olaylar çıktı. Kürtler, Zeyneddin Beyin seçimi kazanacağını anlayınca, seçim merkezine saldırdılar. Sandıkları çalmaya çalıştılar. Ama Türkmenler buna karşı büyük mücadele verip, seçim merkezini korudurlar, hatta bir şehit verdik. Sonuçta Türkmenler seçimi kazandılar ve Zeyneddin Ata Tuzhurmatu’nun milletvekili seçildi. 1960-70’lerde Türkmen eğitimi için, Türkmen okulları için büyük mücadeleler verildi. Daha sonra Baas baskısı başlayıp, Araplaştırma politikası uygulanınca da mücadelemiz devam etti. Birçok Türkmen idam edildi. Türlü türlü iftiralarla insanlarımız tutuklandı. Yüzlerce şehidimiz oldu. Örneğin Yaşar Mehdi hocamız 1982’de idam edildi. Sonra birçok insanımız buradan ayrılmak zorunda kaldı. Avrupa’ya, Türkiye’ye, İran’a giden oldu. 1996’da Erbil’deki Irak Ordusunun saldırısında birçok vatandaşımız öldü. Cesetlerini bile bulamadık. O mücadeleye Türkmeneli Partisi Genel Sekreteri Muhammet Reşit Tuzlu önderlik ediyordu. Mesela onun da cesedi bulunmadı. Tuzhurmatu’nun ister Şii halkı, ister Sünni halkı olsun, milliyetçiliğini ve Türkmenliğini her zaman ispat etmiştir. 2003’ten sonra ilk ayaklanma Tuzhurmatu’da çıkmıştır. 2 Ağustos 2003’te, Türkmenler için çok önemli olan bir dini mekan olan Nusaybin Türbesine bir saldırı olmuştur. Buna tepki olarak büyük bir yürüyüş yapıldı. Sokaklarda Türkmenlerden başka kimseyi göremezdiniz. O yürüyüşe peşmergeler ve Amerikan Ordusu tarafından saldırı düzenlendi ve 5 kardeşimiz şehit oldu. Onlarca kişi yaralandı. Ertesi gün Kerkük’te aynı şekilde yine bir protesto yürüyüşü yapıldı. Maalesef bu ayaklanmayı bastırdılar. Eğer bastırılmasaydı, millete çok faydası olurdu. Çünkü insanlar haklarını aramak için sokağa çıkmışlardı, suçsuz yere şehit olan insanların hesabını soruyorlardı. O gün bence Türkmen milletinin tarihinde bir dönüm noktasıydı. Ama maalesef devamı olmadı. İzin vermediler. Başarılı olsaydık tüm Türkmen bölgelerinde yönetim bizim elimizde olurdu.
Peki, köyler ve Tuzhurmatu’nun çevresi de dahil olmak üzere Türkmenlerin genel durumu nedir?
Tuzhurmatu’nun etrafında yaklaşık 20 tane Türkmen Köyü var. Bazı köyler kendilerini muhafaza edip sadece Türkmen Köyü olarak kalabildiler. Ama bazı köylere de Araplar tarafından etkilendiler. Araplar gelip yerleşti, bizimkiler göç etti. Yengice Köyü, Bastamlı, Karanaz, Çardaklı, Köküz gibi köyler sırf Türkmen köyüdür. Kültürleri ve tüm örf adetleri sırf Türk milletinin örf adeti, folklorudur ve bunlar hala devam ettirilmektedir. Tuzhurmatu’nun içerisinde yaşayan Türkmenler’de aynı şekilde devam ediyor. Bu vilayet seçimlerinden sonra çok şey değişti. Biz karar merkezinde olduğumuz için, önceden sürekli Türkmen’in rolünü azaltmaya çalışanların bugün biz önlerini kesiyoruz. Eski etkileri, rolleri kalmadı. Ama bizimde istediğimiz şey tam anlamıyla olmuyor. Çünkü İlçe Meclisinde bugüne kadar maalesef seçim yapılmadı. Eskiden atamayla gelen insanlar oldu. İlçe Meclisi, 21 kişiden oluşuyor. 7 Türkmen, 7 Kürt, 7 Arap. Bunların hepsi atama ile gelmiş. En fazla oy alarak birinci çıkan ITC’nin ilçe meclisinde temsili yok, bu da enteresan bir durum.
İlçe Meclisi’ndeki Türkmenler hangi kuruluşa bağlı?
Eskiden yapılan atama ile diğer İslami partilerden olan insanlar orada. Geçen vilayet seçimlerinde aldığımız oylar halkın kimi istediğini, kime bağlı olduğunu gösterdi. Bu nedenle ilçe meclisi seçimlerini dört gözle bekliyoruz. Bunun neticesinde Türkmen ilçesi olan Tuzhurmatu’ya ilk Türkmen Kaymakam bizden çıkacak inşallah. Tarih boyunca buraya ya Arap ya Kürt kaymakamlar getirdiler.
Biraz da hem Tuzhurmatu’nun hem de buradaki Türkmenlerin ekonomik durumundan bahsedebilir miyiz?
Eskiden daha çok ziraatle uğraşılıyordu. Ama sonradan tüm bu zirai yerlere Saddam Hüseyin ve Baas Partisi tarafından el konuldu, bu topraklar Türkmenlerden alındı. Buralara Saddam’a yakın olan insanlar yerleştirildi. 2003’ten sonra ise oralara Kürtler el koydu. Mevcut durumda bir heyet teşkil edildi. Bugüne kadar bu mülkiyet davalarının sadece %10’u çözüldü. Biz Bağdat’a, heyet başkanına bir ziyaret yaptık. Sorunların siyasi baskılar nedeni ile çözülemediğini, yeni hükümet kurulunca bir kanun çıkacağını ve buna göre üç mahkemenin kurulup, tüm bu davaları çözüme kavuşturacağını söyledi. Günümüzde Türkmenler çoğunlukla memur olarak çalışıyorlar. Binlerce öğretmenimiz var mesela.
İşsizlik çok mu?
İşsizlik var. Ama büyük bir kısmı geçtiğimiz senelerde çözüldü. İşsizlik oranı yüzde 20 oranında hala devam etmektedir. Çarşıya bakarsanız mülklerin yüzde 90’ı Türkmenlerindir. Ama Kürtlere kiraya veriyor, kendileri çalıştırmıyorlar. Kürt Partileri 2003’ten sonra ekonomiye çok önem verdiler. Tuz-Kerkük yoluna bakarsak fabrikalar, oteller, lokantalar var. Hepsini Kürtler çalıştırıyor. Fakat buna rağmen Tuzhurmatu Türklüğünü kaybetmedi. Çarşıda tüm konuşmalar, alışveriş Türkmencedir. Tuzhurmatu’da 36 Türkmen Okulu var. İlk defa hükümet tarafından ihtisası Türkmence olan 120 öğretmenimiz oldu. Eskiden Türkmence öğretmeni yoktu.
Peki, 2003’ten sonra güvenlik durumunda ne gibi değişiklikler oldu?
İşgalden sonra peşmergeler gelip herşeye el koydular. Tüm dairelere. Irak polisi güçlendikçe, zamanla, bazı değişiklikler oldu. Dairelere biz de girmeye başladık. Polislerin başına bir Türkmen Subayı getirip, polis müdürü yaptık. Yavaş yavaş Kürtlerin kontrolünden çıkarmaya çalıştık. Ama buna rağmen bugün hala Tuzhurmatu’da peşmerge var. Bunun resmi olarak itirazını yaptık. Ama Irak Hükümeti buna ses çıkarmıyor. Hem peşmergeler hem de Kürt Bölgesine bağlı olan polisler hala burada.
Hem Tuzhurmatu’da hem de genel olarak Irak’ta Türkmenlerin geleceği için neler düşünüyorsunuz?
Maalesef bugüne kadar hep birlik beraberlikten bahsedildi ama en fazla biz parçalandık. En fazla biz baskı altında kaldık. Birliğimizi sağlayamadık. Tuzhurmatu gibi bir ilçede 7’den fazla Türkmen Partisi var. Benim temenni hakiki bir Türkmen Meclisi kurulsun ve oraya katılanlar sadece Türkmen olarak katılsınlar. Ben bile katılırsam ITC olarak katılmayayım. Sadece Türkmen Milletinin varlığı ve geleceği için çalışılsın. Bunu başarabilirsek bence milletimizin durumu tamamen değişir. Ama şu an herkes şahsı ve partisi için çalışıyor ve bunun için başarısız oluyoruz. Bunun bedelini de Türkmen halkı ödüyor.
Peki, siz ne bir siyasetçi ne de bir yetkili olarak değil, sadece bir Türkmen olarak Türkiye’den ne bekliyorsunuz?
Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar tüm Irak milletine, özellikle Türkmenlere çok fazla yardımda bulundu. Hastalarımız, yaralılarımız, öğrencilerimiz v.s. hepsine sahip çıktı. Ayrıca siyasi olarak da bize destek oldu. Nasıl Arapların arkasında Suriye var, Mısır var; bizim arkamızda da Türkiye Cumhuriyeti var. Biz bunu her zaman gururlanarak söyleriz. Bugüne kadar her zaman bize destek oldu. Temennimiz bunun devam etmesidir. Çünkü bizim Türkiye’ye her zaman ihtiyacımız var. Zaten Türkiye olmasaydı bizi şimdiye kadar yok etmişlerdi. Türkiye korkusu, Türkiye gücü var. Tüm Irak milleti Türkiye’nin olumlu müdahalelerinden bahsediyor. Türkiye her zaman Irak’ın geleceği için olumlu yönde tavır sergiledi. Bunu sadece biz söylemiyoruz, tüm Iraklılar söylüyor. Yalnız tek bir şey var, bunu bir Türkmen olarak söylüyorum; Türkiye’de söz sahibi olan bazı kardeşlerimiz var. Onlar Türkiye Devleti’ne her zaman gerçekleri anlatsınlar. Maalesef bazı etkili kardeşlerimiz şahsi menfaatleri için yanlış bilgiler vermişler ve bu yanlış bilgiler nedeni ile yanlış kararlar alınmıştır. Sizin gibi araştırmacılar gelip doğruları naklederse doğru karalar alınır. Tek temennim bu.
ORSAM olarak size çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.
*Bu röportaj ORSAM Ortadoğu Danışmanı Yrd.Doç.Dr. Serhat Erkmen ve Ortadoğu Uzmanı Bilgay Duman tarafından Mayıs 2010'da Irak'ın Selahattin vilayetinde gerçekleştirilmiştir.


 |
|
| Metnin Tamamı |
|
|
|
| 28 TEMMUZ 2010 |
|
|
 |
|
|
|
|
|