| Irak’ta Kaynayan Cadı Kazanı ve Şam Zirvesinin Ardından Son Durum |
| Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı, bilgayduman@orsam.org.tr |
Prof. Dr. Mümtazer Türköne, “Siyaset” isimli kitabında, “siyaset, barışın, huzurun, uzlaşmanın verimli toprağı da olabilir, baskı ve kargaşanın üretildiği bir cadı kazanı da” diyor. Bu sözler mevcut durumda belki de Irak için en uygun olan yorum gibi duruyor. Zira Irak’ta siyaset tam bir “cadı kazanı”na dönüşmüş durumda. Cadı kazanında kaynayan siyaset hem kazanın sıcaklığıyla dokunanın elini hem de kazandan taşarak etrafını da yakıyor. Siyaset o kadar karmaşık ki, kazandaki karışımın hangi ölçüde nelerden oluştuğunu tahmin etmek de imkânsız gibi. 7Mart 2010’da yapılan seçimlerin ardından yaklaşık 5 ay gibi bir süre geçmesine rağmen Irak’ta halen bir hükümet kurulabilmiş değil. 2005’te Ocak ayında yapılan seçimlerin ardından Anayasa’yı yapacak geçici hükümet, İbrahim Caferi liderliğinde ancak 3 ay sonra kurulmuştu. Anayasa oluşturulduktan sonra 15 Aralık 2005’te seçimlerden birinci çıkan büyük Şii ittifakı da hükümeti ancak 6 aya yakın bir sürede kurabilmişti. O dönemde büyük bloklar olmasına rağmen, blokların kendi içlerindeki anlaşmazlık, sürecin uzun sürmesine neden olmuştu. Ancak durum şimdi daha da karmaşık gözüküyor. 2005 seçimlerine katılan büyük bloklar 2010 seçimlerine girerken parçalandı. Büyük bloklar içerisinde anlaşamayan grupların, ayrı ayrı seçimlere katıldığı düşünüldüğünde, anlaşmalarının daha zor olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Irak’ta siyasetin gündemi o a kadar yoğun ki, takip etmek için adeta zamanla yarışmanız gerekiyor. Her gün yeni bir haber, her saat yeni bir gelişme duyabiliyorsunuz. Bir lideri bir anda Irak’ta, iki saat sonra başka bir ülkede açıklama yaparken görebilirsiniz. Geçtiğimiz hafta sonu Tahran’da olduğu bilinen Mukteda El Sadr aniden Şam’da belirdi ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’la bir araya geldi. Ayrıca Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Şam’daydı ve Mukteda El Sadr’la bir görüşme yaptı. Bu arada, Sadr’dan sonra Irak’taki seçimlerin galibi olan İyad Allavi de Kerkük’te olmasına rağmen temaslarını yarıda keserek, Şam’a gitti ve burada hem Sadr hem de Davutoğlu ile ayrı ayrı görüştü. Aynı zamanda Lübnan Başbakanı Hariri de Şam’daydı. Bu açıdan düşünüldüğünde Şam’da mini bir Ortadoğu zirvesi gerçekleştiği söylenebilir. Davutoğlu her iki liderle yaptığı görüşme sonrasında, Irak’ta hükümet kurulması konusunda iyi yönde gelişmeler olduğunu söyledi. Sadr’ın görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, "Türk hükümeti ve Türk hükümetinin tutumu hem Irak halkının hem de bölgenin çıkarlarını gözetiyor. Türkiye'nin tutumu ulusal ve İslami bir tutumdur. Bizden böyle bir görüşme talebinde bulunmanız beni memnun etmiştir" şeklinde konuşması, Türkiye’nin Sadr ve Allavi’yi bir araya getirmeye çalıştığı yorumlarına neden oluyor. Ayrıca Şam’daki bu görüşmelerin diğer önemli bir noktası da Allavi ve Sadr’ın bir araya gelmiş olmasıydı. Sadr’ın, ABD’ye yakınlığı ve Baas Partisi geçmişi nedeniyle Allavi’ye iyi gözle bakmadığı biliniyordu. Zaten Sadr daha önce Allavi’nin başbakanlığını kabul etmeyeceklerini söylemişti. Baasçıların hükümete katılmamasının kırmızı çizgileri olduğunu bildirmişti. Son olarak Sadr, Irak’ın iyiliği için herkesle anlaşmaya hazır olduğunu, eski husumetleri bir kenara bırakabileceğini söyleyerek, Allavi için açık kapı bıraktı. Allavi’nin de bazı tavizler vermeye razı olduğunu söylemesi bazı ipuçlarını ortaya çıkarıyor. Diğer taraftan annesi Lübnanlı olan ve kendisinin de Lübnan’dan destek aldığı söylenen Allavi’nin, Şam'daki temaslarısırasında Hariri’nin de burada olması dikkat çekici. Böyle bir rastlantının tesadüf olma ihtimali az görünüyor.
Allavi, Irak’a döndükten hemen sonra rakibi Maliki ile bir görüşme kararlaştırdı ve Çarşamba günü bir araya geldi. Elini güçlendiğini düşünen Allavi, bu görüşmeden de bir sonuç alamadı. İkilinin önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Ancak sıkıntıların aşılabilmesi şimdilik pek mümkün gözükmüyor. Çünkü hem Allavi hem Maliki “başbakanlık koltuğuna” sıkı sıkıya sarılmış durumdalar. Maliki, başbakanlık için her türlü makamı bırakabileceğinin işaretlerini veriyor. Ancak Allavi de seçimlerde yakaladığını kaçırmak istemiyor. Seçim sonrasındaki ilk 1-2 aylık süreçte Maliki’nin eli güçleniyor gibi gözükse de Allavi yavaş yavaş kozları eline geçiriyor gibi. Bu anlamda Sadr ile yapılan görüşme çok önemli. Sadr, El Şarkıya televizyonuna verdiği röportajda Maliki’nin başbakanlığına karşı olduğunu yineledi. Ayrıca Sadr’ın Irak’taki politikasındaki birçok konuda ters düştüğü Kürt Bölgesel Yönetimini ziyaret edeceği söylentileri, Irak’ı yeni bir siyasi denklemin içine sürükleyebilir. Sadr işgal sonrası dönemde Irak’ta oynadığı kritik rolü yeniden üstleniyor gibi. Önümüzdeki süreçte zor olsa da (Irak’ta ne zaman hangi gelişmenin olacağı belli olmaz tezinden yola çıkarak) bir Allavi, Sadr ve Kürt koalisyonunun ortaya çıkması sözkonusu olabilir. Kürt grupların Maliki ile iyi ilişkileri bulunmasına rağmen alacakları tavizlerle politik yönü değişebilir. Ancak son süreç Türkiye’nin Irak politikasındaki etkisini gösterir nitelikte. Türkiye Irak’taki denge rolünü iyi oynuyor. Tek taraflı politikanın aksine, bütün grupların içerisine dâhil olduğu politik anlayış, meyvelerini veriyor gibi gözüküyor. Bu anlayışın pek tabii birtakım bölgesel algılamaları da tetiklediği söylenebilir.
|