| Türkmenlere Yönelik Saldırılar Sürüyor |
| Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı, bilgayduman@orsam.org.tr |
ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra çeşitli baskı ve şiddet eylemelerine maruz kalan Türkmenler, yeni saldırıların hedefi olmaya devam etmektedir. Son dönemde özellikle Türkmen yetkililere yönelik yapılan saldırıların arttığı görülmektedir. Irak’ta seçim döneminin öncesinde ve sonrasında Türkmen milletvekili adaylarına yönelik yapılan saldırılar bu eylemlerin artarak devam edeceğinin işareti olarak görülmüştü. Önce 22 Kasım 2009’da Irak Türkmen Cephesi’nin Musul Sorumlusu Yavuz Efendioğlu bir suikast neticesinde yaşamını yitirmiş, ardından seçim propagandaları sırasında Irak Türkmen Cephesi Kerkük Milletvekili Erşat Salihi’nin konvoyuna ve yine Irak Türkmen Cephesi Selahattin İl Başkanı ve Selahattin Vilayet Meclisi Üyesi Ali Haşim Muhtaroğlu’na yönelik saldırılar düzenlenmiş ve 18 Haziran 2010’da da Selahattin Vilayet Meclisi Genel Sekreteri Niyazi Mimaroğlu’na yönelik başarısız bir girişim olmuştu. Bu eylemler, önde gelen Türkmen siyasetçi ve bürokratların hedef alındığı yeni bir şiddet dalgası olarak düşünülebilir. Saldırıların son halkasını ise 23 Temmuz 2010’da Kerkük Belde Polis Müdürü Albay Burhan Tayyib’e yönelik yapılan suikast oluşturdu. Saldırıdan Albay Burhan Tayyib ağır yaralı olarak kurtulurken, oğlu olan Üsteğmen Visam Tayyib hayatını kaybetmiştir.
Tüm bu eylemlerin Irak siyasetinde yükselmeye başlayan Türkmenlerin önünün kesilmesi ve halkın baskı politikasıyla sindirilerek yıldırılmaya çalışılmasına hizmet ettiği düşünülmektedir.
Irak’taki 1959 Kerkük Katliamı’nın yapıldığı ay olan Temmuz, daha sonra bu ay içerisinde çok sayıda saldırının yapılmasıyla Türkmenler tarafından da “Kara Temmuz” olarak anılmaktadır. Yine Temmuz ayında bu sefer Albay Burhan Tayyib’e yönelik gerçekleşen son saldırı, Tayyib’e yönelik onuncu girişim olmuştur. Albay Tayyib’in daha önce hedef seçildiği saldırılar şunlardır:
-6 Temmuz 2005’te Kerkük’ün Korniş bölgesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından ateş açılmış,
-9 Eylül 2005’te yere döşenen mayının patlatılması üzerine 2’si koruma olmak üzere 5 kişi yaralanmış,
-13 Aralık 2006’da silahlı kişilerce suikaste uğramış, ancak yara almadan kurtulmuş,
-13 Mart 2007’de Cuma namazı çıkışında Musalla’da arabası geçtiği sırada yere döşenen mayının patlatılması üzerine 2 koruması yaralanmış,
-14 Ekim 2007’de Tisin bölgesinde uğradığı suikast sonucu 1 koruması ölmüş, 2 koruması da yaralanmış,
-8 Kasım 2007’de yine yapılan suikast sonucu 2 koruması yaralanmış,
-1 Nisan 2008’de Atlas Caddesinde yere döşenen mayının patlatılması sonucu 2 koruması yaralanmış,
-4 Ocak 2010’da 1 Mart bölgesinde yere döşenen mayının patlatılması sonucu 1 koruması ölmüş, 2 koruması da yaralanmış,
-Son olarak Kerkük’ün Domiz bölgesinde Cuma namazı çıkışında bombalı araçla yapılan saldırıda, oğlu hayatını kaybetmiş ve 9 kişi de yaralanmıştır.
Kerkük Belde Polis Müdürlüğü gibi çok kritik bir görevde olan Albay Burhan Tayyib, Kerkük’te yaptığı çalışmalarla kendinden söz ettirmiştir. Saddam döneminde de görev yapan Tayyib, daha önce Basra’da görevde bulunmuştu. Daha sonra Kerkük’e gelen Tayyib, 2003’ten bu yana Belde Polis Müdürlüğünü sürdürmektedir. Tayyib’in bu şekilde sürekli hedef alınması, icraatlarının birtakım çıkar gruplarının işine gelmediği hem de Türkmenlerin önünün kesilmeye çalışıldığı olarak değerlendirilebilir. Zira Mayıs ayı içerisinde 378 Kürt polisi, diplomasız olmalarına rağmen Başbakan Nuri El-Maliki’nin imzasıyla, subay olarak atanmıştır. Bu durum çok tepki çekmiş olsa da Kerkük’ün kamu kurumlarındaki dengesiz temsil durumunu daha da arttırmış ve ipleri iyice germiştir. Türkmenlerin yönetimden elimine edilmesine yönelik olarak yapıldığı düşünülen bu saldırıların devam etmesi, bir saatli bomba olan Kerkük’te fitili ateşleyebilir.
Son saldırıya sessiz kalınması, bir milletin sistematik olarak yok edilmesine sessiz kalınmasıyla eşdeğer olarak da değerlendirilebilir. Oysa Irak’ta Türkmenler, Araplar ve Kürtlerle birlikte Irak’ın kurucu unsurudur. Bir temeli oluşturan unsurların birinin zarar görmesi, diğer unsurların da olumsuz yönde etkilenmesine sebep olacak ve sonuçta o yapı yıkılabilecek duruma gelecektir. Bu nedenle Türkmenlerin hakları aranmalı, bu olaylara sessiz kalınmamalı ve faillerinin yakalanması için gereken çalışmalar yapılmalıdır. Bu cinayetin çözülmesi, Irak Devleti için sadece sıradan bir cinayet olayının açıklığa kavuşturulması olarak görülmemeli, Irak’ta adalet ve istikrarın sağlanmasının temeli olarak dikkate alınmalıdır. Ayrıca bu olay Irak’ta yaşanan diğer şiddet olaylarıyla da birlikte düşünüldüğünde, Irak’taki mevcut istikrarsızlığın, devletin dokunulmaz değerlerini bile zedelenmeye başladığını akıllara getirmektedir. Bu nedenle yaşanan son elim olayın, sadece Türkmenlerle ilgili olmayıp, devlet kurumlarının geleceğiyle de yakından ilgili olduğu değerlendirilmektedir.
Öte yandan Türkmenler, Irak’ın en eski halklarından biri ve yönetici unsurudur. Bugünkü Irak topraklarında 900 yıllık bir Türk hâkimiyeti yaşanmıştır. Irak’ta Türkmenler kendi varlıklarını koruyacak geçmiş ve yeteneğe sahiptir. Türkmenlerin yılmadan birlik ve beraberliklerini koruyarak kendi haklarını savunmaları, Irak’taki varlıklarının gereği olarak düşünülmelidir. |