Irak’ta Mart ayında yapılan seçimlerin üzerinden 4 aydan fazla bir süre geçmesine rağmen hükümetin halen kurulamamış olması, ülkedeki istikrarsızlığı her geçen gün daha fazla olumsuz etkilemektedir. Şiddet olayları son haftalarda artmıştır. Hafta içerisinde yaşanan büyük patlamalar sonucu birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Son olarak Bağdat’ta meydana gelen saldırıda 41 kişinin hayatını kaybetmiştir. Asayiş sorunun en aza indirilmesi için hükümetin bir an önce kurulması gerekmektedir. Her ne kadar siyasi gruplar arasında görüşmeler tüm hızıyla devam etse de bir uzlaşma ortaya çıkmamıştır. Seçimlerin birincisi olan Irakiye listesinin lideri İyad Allavi ve bu listeden sonra en fazla oyu olan Kanun Devleti listesinin lideri Başbakan Nuri El Maliki arasındaki görüşmeler ilk anda umut yaratmış olsa da, görüşmelerden sadece “temasların devamı” kararının çıkması, ülkedeki iktidar boşluğunu daha da derinleştirmiştir. Bir yandan İran’ın Irak’taki istikrarsızlığı körüklediğine ilişkin suçlamalar diğer yandan ABD’nin Irak’tan çıkmamak için süreci engellediğine dair iddialar gündeme getirilmektedir.
İktidar boşluğu ve terör eylemlerinin devam ettiği bir dönemde, ABD Başkan Yardımcı Joe Biden’ın Irak’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Biden, ABD’li politikacılar arasında Irak’a en çok ilgi gösteren liderdir. Geçen yıl üç kez Irak’ı ziyaret eden Biden, bu yıl içerisinde ikinci kez Irak’ı ziyaret etmiştir. Geçtiğimiz dönemde seçim yasasının çıkarılması sürecinde Irak’ı ziyaret eden ve daha sonra bu yasanın çıkarılmasını “sağlayan” Biden’ın yeni hedefinin hükümetin kurulması olduğu açıktır. Böylesine kritik bir dönemde yapılan ziyaretin ardından Irak’ta yaşanan gelişmeler, bir anlamda ABD’nin Irak’taki nüfuzunun sınanması olacaktır. ABD yönetiminin Irak’taki hükümet kurma sorununu çözerek hem kendi iç kamuoyunda hem de Ortadoğu’da puan kazanma çabasında olacağı açıktır. Ek olarak, ABD’nin hükümet kurma çalışmalarını İran’ın etkisine terk etmesi zaten beklenmeyen bir durum. Ayrıca Biden’ın ABD’nin bağımsızlık günü olarak kutlanan 4 Temmuz’da Irak’ı ziyaret etmesi oldukça manidardır. Böylece ABD’nin Irak’a verdiği önemi daha çarpıcı biçimde göstermiş olmaktadır.
Biden’ın Bağdat’taki temaslarında ilk olarak Allavi ile görüşmesi ve bu görüşmenin son 15 dakikalık bölümünü baş başa gerçekleştirmesi, ABD’nin Allavi’yi desteklediği şeklindeki iddiaları güçlendirmiştir. Biden Irak’ta yaptığı açıklamada, bütün grupların sesinin duyulacağı bir hükümeti işaret ederek bunun içinde “Irakiye, Kanun Devleti Koalisyonu, Irak Ulusal İttifakı ve Kürdistan Listesi”nin yer alacağı bir hükümetin anlamlı olacağını ifade etmiştir. Bundan, Amerikan yönetiminin de ulusal birlik hükümetinden yana olduğu sonucu çıkmaktadır.
ABD’nin Irak’taki sürece tekrar müdahil olması, Irak’taki varlığının meşruiyetini arttırmaya çalışıp çalışmadığı sorusunu akıllara getirmektedir. ABD ile Irak arasında imzalanan anlaşmaya göre Amerikan askerlerinin Ağustos ayı itibariyle mevcut sayı olan 77.500’den 50.000’e düşürülmesi gerekmektedir. Ancak Irak’taki istikrarsızlık devam ettiği sürece, ABD’nin Irak’taki askerlerinin aynı seviyede kalması muhtemeldir. Zira anlaşmaya göre, Irak hükümeti istediği sürece, ABD’nin Irak’taki askerleri kalmaya devam edebilecektir. Düşük bir ihtimal olsa da, olası bir İran operasyonu da ABD’nin hesapları dahilinde olabilir. Bu şartlarda ABD’nin Irak’ta asker bırakmak için zemin hazırladığı düşünülebilir. Ancak Irak’taki istikrarsızlığın ABD’nin politikalarına olumlu mu yoksa olumsuz katkı mı yaptığı sorusuna halen cevap bulunabilmiş değildir. İstikrarsızlığın ülkedeki varlığını meşru kılması açısından ABD’nin politikalarına olumlu katkı yaptığı düşünülse dahi, bölgesel istikrarsızlığı körüklediği açıktır. Bu durumun terör örgütü PKK’nın Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik yaptığı saldırılar dahil olmak üzere birçok etkisi olmaktadır. Çünkü Irak’taki iktidar boşluğu, devletin ülkesel hakimiyetini olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, Iraklı Kürt gruplar da hükümet kurma sürecinde tüm imkanları değerlendirmeye çalışmaktadır. Kürtler, Araplarla ilişkilerde esnek bir tutum içine girmişlerdir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, son Avrupa turunun ardından şimdi de Ortadoğu turuna çıkmış ve Arap ülkelerini ziyaret etmeye başlamıştır. En son Mısır’ı ziyaret eden Barzani, burada yaptığı açıklamada, Arap Birliği Zirvesi’nin Bağdat’ta yapılamaması halinde, Erbil’de yapabileceğini söylemiştir. Mesut Barzani’nin yeni kurulacak hükümet konusunda rahat olduğu düşünülebilir. Ancak Allavi ve Maliki’nin hükümet görevlerini paylaşması ve cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görevlerini kendi aralarında paylaşması, Kürt grupları ikinci plana itebilir. Bu durumun Kürt grupların Irak siyasetine daha fazla katılmalarını sağlayabileceği gibi, Bölgesel Yönetimin daha uç politikalar izlemesine de yol açabilir. Öte yandan Irak’taki politik süreçte, farklı siyasi gruplar içerisindeki Türkmenlerin, (çok derin ayrılıklar olsa da) bu siyasi grupları birbirlerine yakınlaştırabilecekleri düşünülmektedir. Şimdiye kadar etkin bir şekilde siyaset sahnesinde yer alamayan Türkmenler için mevcut tablo bir fırsat olarak değerlendirilebilir.