Irak’ta şiddet tüm hızıyla devam ediyor. Seçim sonrası süreçte yaklaşık 5 aydır devam eden görüşmelere rağmen hükümetin halen kurulamaması, Irak’taki istikrarsızlığı adeta körüklüyor. Şiddet olaylarının bu şekilde devam etmesinin, yeni çatışmalar doğurması işten bile değil. Özellikle son bir hafta yüksek tahribata ve can kaybına yol açan saldırılar korku saçtı. Geçtiğimiz hafta Bağdat’ta Şii hacı adaylarına yapılan ve 33 kişinin hayatını kaybettiği, 100 kişinin de yaralandığı saldırının ardından, hafta sonu maaş almak için sırada bekleyen Uyanış Konseyleri (Sahva) üyelerine yönelik düzenlenen saldırıda da 43 kişi hayatını kaybetmiş ve 40 kişi de yaralanmıştı. Sahva üyelerine yönelik yapılan saldırılarda son dönemde artış gözleniyor.
Büyük çaplı saldırılara hedef olan Sahva güçlerinin oluşturulması ilk olarak 2006’da gündeme gelmiş ve 2007’de de plan uygulamaya konulmuştu. Sahva güçleri, özellikle Sünni Arap aşiretleri ve buna bağlı olarak eski Sünni direnişçilerinden oluşturulmasına rağmen, bazı bölgelerdeki Türkmenler de bu güçlere katılmıştı. Sahva güçleri, ABD’nin maddi ve lojistik desteği sayesinde El-Kaide’ye karşı mücadelede etkili olmuştu. Bir süre ABD’nin kontrolünde faaliyet gösteren bu güçler, itirazlara rağmen altı ay kadar önce Irak hükümetine devredilmişti. Sahva’nın devlet sistemine entegresi sırasında yaşanan aksaklıkların bu güçleri yeniden şiddet olaylarının parçası yapacağı yönünde yorumlar yapılırken, Sahva güçlerine yönelen saldırılar düşünülenin aksinin gerçekleştiğini gösteriyor. Silah ve patlayıcı gibi donanımlara sahip olan Sahva güçlerinin yeniden “milis güç” haline dönüp son saldırılara karşılık vermesi halinde Irak’taki şiddet sarmalının daha da içinden çıkılmaz bir al alacağından endişe ediliyor.
Öte yandan, Irak’ta üst düzey resmi yetkililere yapılan suikastler de devam etmektedir. Bu saldırılarda son olarak Irak Temyiz Mahkemesi Başkan Yardımcısı Hasan Aziz Kifrili hayatını kaybetmiştir.
Temyiz Mahkemesi, Irak’ta önemli kararlara imza atmış ve son seçim döneminde siyasetin gidişatına yön vermiştir. Saddam Hüseyin ve ekibinin idam kararının onaylandığı makam olarak ön plana çıkan Temyiz Mahkemesi, daha sonra Saddam Hüseyin’in Halepçe’de uyguladığı şiddeti “katliam” olarak onaylamasıyla gündeme gelmiş, son dönemde de Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu tarafından milletvekilliği adaylığı iptal edilen 571 kişinin seçimlere katılmasını onaylayarak Irak siyasetine yön veren bir çıkış yapmıştı. Ayrıca son olarak Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin Anayasa Mahkemesine yaptığı atamaların iptal edilmesinde de ön plana çıkmıştır. Hatta bu atamaların Hasan Aziz Kifrili tarafından reddedildiği iddia edilmektedir. Irak’taki süreçte bu denli etkili bir kurumun üyesi ve başkan yardımcısı olan Hasan Aziz Kifrili, Türkmen toplumu içinde de takdir edilen bir şahsiyetti. Kifrili, tatil gününde yanında koruma olmadan bir akrabasını ziyaret ettiği sırada aracına yerleştirilen el yapımı bir bombanın patlaması sonucunu yaşamanı yitirdi. Bu son olay, Irak’ta devletin, asli vazifesi olan vatandaşının yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü dahi yerine getirmekte aciz kaldığını göstermektedir. Belki bunun kadar önemli olan bir şey de, Kifrili’nin ölümünün, siyasi iktidarın aldığı bir kararın iptal ettirilmesinde oynadığı rol ile ilişkili olabileceğidir. Eğer iddialarda gerçeklik payı varsa, bu durum yeniden yapılandırılan Irak devletinin kurumlarının çeteleşmiş çıkar gruplarının etkisinde kalması gibi çok büyük sorunların habercisi olabilir. Devletin en önemli kurumları arasındaki ilişkilerin çekişmeye kurban edilmesi, kurumsal yozlaşmayı teşvik ederek ülkenin parçalanma sürecini kolaylaştıracak etkiler yaratabilir. Dolayısıyla Kifrili cinayeti, üzerinde titizlikle durulması ve aydınlatılması gereken bir olaydır. Aksi takdirde, Irak’ta son saldırıların oluşturduğu sis perdesinden istifade eden güç merkezleri, Kifrili olayının unutturulmasından da cesaret alarak eylemlerine devam edecek, ülkedeki kaosu derinleştirmeye çalışacaklardır.